MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi hâlinde, nitelikli hali oluşmaktadır.
Sanığın katılanın işyerinde çalıştığı zaman içinde bizzat kendisinin tanzim ettiği ancak bunun yerine başka bir çek düzenlenmesi nedeni ile iptal edilen suça konu 20.000 TL bedelli çeki, katılandan izinsiz alarak ve imzasını taklit ederek, ... isimli şahıs tarafından da ciro edilmiş gibi onun yerine de sahte imza atarak, borcunun bulunduğu tanık ...’na vererek kullandığı ve 3.500 TL olan borç miktarının üzerini ise istemek suretiyle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, resmi evrakta sahtecilik suçlarının işlediği iddia edilen olayda,
Tüm dosya kapsamına göre; sanık ...'ün katılan ...'ın yetkilisi olduğu ... Şirketinde ön muhasebeci olarak çalıştığı, suça konu ... Adapazarı Şubesine ait 20.000-TL bedelli çekin katılan ... tarafından ... firmasına verilmek üzere keşide edildiği, ancak daha sonra her iki firma arasında yapılan anlaşma çerçevesinde katılanın, ... firmasına daha kısa vadeli çek düzenleyerek verdiği, suça konu çeki ise, bankaya götürüp iptal ettirmesi için katılanın, sanık ...'e verdiği, devam eden süreçte sanığın katılanın yetkilisi olduğu şirketten ayrıldığı, ancak sanığın, katılanın bankaya sunulmak üzere verdiği suça konu çeki bankaya teslim etmediği ve uhdesinde tuttuğu, olay tarihinde sanığın tanık ... ile irtibat kurarak Kiptaş konutları adı altında faaliyet gösteren inşaat şirketine kum göndermesini, karşılığında 3.500-TL kazanacağını söyleyerek yaptığı iş için tanıktan komisyon istediği, tanık ...'in bu teklifi kabul ettiği ve inşaat şirketine 3.500-TL tutarında kum gönderdiği, sanığın inşaat şirketinden kum bedelini almasına rağmen borcunu tanık ...'e ödemediği, aradan 5-6 ay geçtikten sonra sanığın tanık ...'in işyerine geldiği, kumun parasını aldığını, ancak kendisinin kullandığını, ... isimli şahsın eniştesi olduğunu, ortak hisseli olan arazilerini sattığını ve kendisine düşen hissenin karşılığı olan paraya karşılık çek aldığını söyleyerek borcuna karşılık suça konu çeki tanığa verdiği, tanıktan çek bedelinin üzerinde kalan miktarı istediği, tanığın çekin üzerini verecek durumunun olmadığını, ancak çeki kırdırtabileceğini söylemesi üzerine sanığın bu teklifi kabul ettiği, tanığın suça konu çeki factoring firmasına faksladığı, factoring firmasının çek üzerinde yaptığı incelemede çekin arkasında bulunan ... Firmasına ait kaşenin sahte olduğunun tespit edildiği, böylece alınan bilirkişi raporu ve tüm beyanlardan sanığın hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve resmi evrakta sahtecilik suçlarını işlediği gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, altsoyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK'nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun'un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkralarından, 5237 sayılı Kanun'un 53 maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, "5237 sayılı TCK'nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın c bendinde yer alan, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına" denilmek suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
01/07/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy