MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Mülkiyeti ... ait olan dükkan niteliğindeki taşınmazın ...'ne 17/03/2004 tarihinden itibaren 10 yıllığına kiraya verildiği, kira bedeli ciro üzerinden yapıldığından yıllık kira bedelinin yaklaşık 175.000 TL civarında olduğu, ... yetkilisi olan mağdur ...'un da bu taşınmazı kiraya veren sıfatında olduğu, ...'un tapu maliki şirketin yetkilisiyle de anlaşarak söz konusu taşınmazı satmaya karar verdikleri, kendisini ... olarak tanıtan sanık ... yanına yeğeni olarak belirttiği sanık ...'ı da alarak 03/01/2010 günü ...'la buluştuğu, sanık ... gerçekte böyle bir mal varlığı olmadığı halde kendisini Aliağa da birçok fabrikaya yemek veren ...'nın sahibi olarak tanıtıp Yeni Foça'da bir otel satın aldığını, hayvan besiciliği yaptığını, yanında bulunan Aykut'a ''Bankayı ara havaleler geldi mi" diye söyleyip onunda cep telefonuyla bankayı arar gibi yapıp mağdur ...'un nezdinde güven oluşturdukları, 2.000.000 TL bedelle satış konusunda anlaştıkları, sanık ... gerçekte eşi olduğu halde sanık ...'ı da yeğeni olarak tanıtıp bu taşınmazı ... adına satın alacağını, çünkü Ebru'nun eşinin astsubay olup trafik kazasında vefat ettiğini, iki tane yetim çocuğunun olduğunu, bu taşınmazı satın alarak kira geliriyle rahat etmelerini istediğini, ayrıca Ebru'ya ait olan Karamanlı köyündeki araziyi ... şirketinin 1.900.000 TL bedelle satın aldığını, bu paranın üzerine 100.000 TL'de kendisinin ekleyeceğini söylediği, sanık ... "önce notere gidip kiralardan feragat edip ve kiraların ...'a ödenmesine dair ihbarname gönderelim ordan da tapuya gidip paranın tamamını nakit olarak orada ödeyeceğim" dediği ve ... Aliağa şube müdürü olduğunu söylediği birine telefon ederek "parayı hemen hazırlayın gelip alacağım" dediği, mağdur ...'ta sanık ...'ın dediklerine inanarak Noterliğine birlikte gittikleri ,orada 19/01/2010 tarihli 1521 yevmiye nolu ihbarname düzenlenerek kira alacağının ...'a ödenmesinin kararlaştırıldığı, ertesi günü Foça Tapu Müdürlüğünde buluşmak üzere anlaştıkları, fakat sanıkların tapuya gelmedikleri bu kez sanıkların, ...'un avukat bürosunda buluştukları, kira alacağı konusunda tereddüt olduğunu belirten sanıklar alacağın temliki sözleşmesi düzenlenmesini istedikleri, bunun üzerine tapuda tescil edilen kira alacağı hakkını ...'un ...'a devrettiğine dair sözleşmeyi birlikte imzaladıkları ve tapuda buluşmak üzere ayrıldıkları, fakat sanıkların yine tapuya gelmedikleri, satışın gerçekleşmediği, mağdurun dolandırıldığını anlayarak şikayetçi olduğu, bu şekilde eylem birliği içinde hareket eden sanıkların taşınmazı satın alma vaadiyle hileli davranışlarla şikayetçiyi aldatıp onun zararına olarak taşınmazın kira gelirinin devrini kendilerine sağlayarak üzerine atılı suçu işledikleri iddia edilen olayda,
Sanık ...'ın ekonomik durumu iyi olan kardeşi ... adıyla kendisini ...'a tanıttığı ve gerçekte eşi olan sanık ...'ın da kocası ölmüş gelini olarak, sanık ...'ı ise, yeğeni ve muhasebecisi olarak tanıttığı ve taşınmaza talipli olduğu, 2 Trilyon bedel ile taşınmazı peşin para ile devralabileceğini söylediği, ancak tapuda şerh edilmiş kira alacaklarının öncelikle devredilmesi sonrasında tapuda devir işlemlerinin yapılmasını talep ettiği, sanıkların eylem ve fikir birliği içersinde hareket ederek kendilerini ekonomik durumu yerinde olan şahıslar olarak tanıttıkları, tanıklar ... ve ...'ın anlatımlarında belirtildiği gibi sanık ...'ın büroda görüşmeler yapılırken bir çok kez cep telefonu ile banka müdürü olduğunu söylediği şahıslarla görüşme yaptığı, yüklü miktarlarda para transferi talimatlarını verdiği, bir çok kez görüşme yaptığı cep telefonunun amcası ve patronu olduğunu söylediği, sanıkların bu şekilde bir mizansel içersinde hareket ederek hilenin karşı taraf üzerindeki etkisini güçlendirdikleri, önce Noterliğinden kira alacağının sanık ...'a devredilidği, ödemelerin ...'a yapılması gerektiğine ilişkin bir ihtarnamenin düzenlenmesini sağladıklarını, daha sonra eksiklik olduğunu söyleyerek bu ihtarnamede bir düzeltme talep ettikleri, sonrasında da bunun da yeterli olmayacağını söyleyerek kira alacağının devrine ilişkin sözleşmenin düzenlenmesini ve imzalanmasını sağladıkları, bu sözleşme metni incelendiğinde, sözleşmenin geçerlilik kazanabilmesi açısından mülkiyet devri koşuluna yer verilmemiş olduğu ve bu sözleşmenin alacak hakkı doğuracak nitelikte olduğu, dolandırıcılık suçunun hukuki konusunu taşınır ve taşınmaz mallar yanında alacak haklarının da oluşturduğunun kabul edilmesi gerektiği, her ne kadar ... (...) ile... adına düzenlenmiş kira sözleşmesinde devir yasağı söz konusu ise de,bunun sözleşmenin tarafları açısından bağlayıcı olduğu, düzenlenmiş sözleşmenin ... ile sözleşmenin diğer tarafı olan ... arasında alacak hakkı doğuracak geçerli bir sözleşme olduğu, sanıkların tüm bu eylemlerinin dolandırıcılık kastına ve fikir birliğine dayalı olduğu ve atılı dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluştuğu ancak sonradan şikayetçi olmayan mağdur ...'un devir için tapuda beklerken bağlantı kurduğu tapu çalışanının uyarması sonucu kendisini ... olarak tanıtan şahsın gerçekte ... olduğunu öğrendiği ve 22.01.2010 tarihinde Noter aracılığı ile 19.01.2010 tarihli ihtarnamenin geçersiz olduğuna ilişkin ikinci ihtarnameyi gönderdiği, sanıkların fiilen maddi çıkar sağlamayamamış olmaları nedeniyle suçun kalkışma düzeyinde kaldığının kabul edilmesi gerektiği gerekçesine dayanan mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 01.07.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy