MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Kardeş olan ve birlikte ticari faaliyette bulunan sanıkların, katılan ...'nın suç tarihi itibariyle yetkilisi olduğu ileri sürülen ... ünvanlı şirketten yaptıkları alışveriş karşılığı, tanık ...'un 05/02/2008 tarihli ifadesinde belirttiği şekilde önceden alınan ve karşılıkları bulundurulmayan çekler yerine, aralarındaki sözlü anlaşma gereği sanık ...'in .../... şubesi nezdinde bulunan ...2624 no'lu hesabından alınan çek karnesinden verilme 30.10.2006, 30.11.2006, 31.12.2006 ve 31.01.2007 keşide tarihli çek yapraklarının yetkisi olmadığı halde sanık ... tarafından düzenlenerek hamiline verilip sonradan 30.11.2006 ve 31.01.2007 keşide tarihli çekler için yapılan icra
takiplerinde, takibin iptali veya durdurulması istemlerinde bulunulup çek bedellerinin ödenmemesi sağlanarak haksız yarar sağlamak eylemlerinin "zincirleme nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik" suçlarını oluşturduğu iddia olunan somut olayda;
Katılanın ortak olarak çalıştıkları ve kardeş olduğunu bildiği sanıkları iki yıldan beri tanımakta bulunduğunu, aralarında devamlı şekilde alışveriş yapıldığını, çeklerin sanık ...'in rızası dahilinde sanık ... tarafından imzalandığını, suç konusu çekler dışında alışverişe dayalı başka çeklerin de alındığını, bir kısım çeklerin ödendiğini bu nedenlerle atılı suçların unsurları itibariyle oluşmadığını ve sanıkların beraatine karar verilmesi gerektiğini takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kavuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin bir sebebe dayanmayan ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 19/09/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.