MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık hakkında iddia olunan ceza miktarına nazaran, katılan vekilinin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Katılan ...'un yetkili müdürü olduğu ... ile sanık ...'in ortağı ve yönetim kurulu başkanı olduğu ... Endüstri Mühendislik Anonim Şirketi arasında 09/06/2007 tarihinde Beylikdüzü ilçesinde bulunan ... Konakları'nın yapımı konusunda inşaat yapım sözleşmesi düzenlendiği ancak yüklenici olan sanığın inşaatı zamanında bitirmemesi ve ekonomik sorunlar yaşaması nedeniyle teslim zamanında ödenmesi gereken 700.000 ABD dolarını daha önce almak istediği, bunun üzerine taraflar arasında 01/11/2008 tarihinde garanti sözleşmesi düzenlenerek 700.000 ABD dolarının katılanın şirketi tarafından sanığa ödendiği ancak karşılığında sanık tarafından teminat olarak Türkiye Finans Katılım Bankası Bağcılar şubesine ait keşidecisi ... Endüstri Mühendislik şirketi olan 700.000 ABD doları bedelli kendisi tarafından keşideci ve ilk ciranta olarak imzalanmış, ayrıca şirketin diğer ortakları olan çocukları ... ve ... ... ile eski eşi ... tarafından da ciranta olarak imzalanmış ve en son ciranta olarak da suç tarihinde altı yaşındaki çocuğu Özden ...'e velayeten kendisinin imzaladığı çeki verdiği, inşaatın süresinde bitmemesi üzerine katılan tarafından bu çeke dayanılarak icra takibi yapıldığı ancak çekte ciranta olarak imzaları bulunan ..., ... ... ile ... tarafından borca ve imzaya itiraz edildiği, İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2009/801 esas sayılı dosyasında yaptırılan bilirkişi incelemesinde yazı ve imzaların bu şahısların eli ürünü olmadığının tespit edildiği, bu suretle sanığın 700.000 ABD dolarını almak için teminat amacıyla katılana verdiği çekteki ciranta imzalarını sahte oluşturarak nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda; sanığın ifadesinde; çeki kendisinin keşide ettiğini ancak kızı, eski eşi ve katılanın şirketinde çalışan oğlu ile ailevi sorunlar nedeniyle görüşmemesi nedeniyle bu şahıslar adına atılan imzaların ne şekilde atıldığını bilmediğini, katılanın şirketinde çalışan yetkilinin kendisinin keşide ettiği çeki alarak diğer imzaları kendisinin halledeceğini söylediğini ve daha sonra tekrar ciranta imzaları tamamlanmış olarak geldiğinde suç tarihinde altı yaşındaki çocuğu için çeki ciro ettiğini beyan etmesi, çekte bulunan keşideci, ilk ve son ciranta imzalarının sanığın eli ürünü olduğu konusunda muhalefet bulunmaması, bu imzaların geçerli olması ile çeke ilişkin ödenmesi gereken miktarın hukuki sorumluluğun sanığa ait olmaya devam etmesi ve sahte atılan ciranta imzalarının sanığın eli ürünü olmadığına dair 07/12/2009 havale tarihli bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamına göre, sanığın beraatine yönelik kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 09/09/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy