MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, 7201 sayılı Kanun'a muhalefet
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1- Sanık hakkında 7201 sayılı Tebligat Kanunu'na muhalefet suçundan kurulan hükme yönelik olarak yaptığı temyiz talebine ilişkin incelemede;
Hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre karar tarihi itibariyle; 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'a, 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesiyle eklenen geçici 2. maddesi uyarınca, doğrudan verilen 3.000 TL ve altında kalan adli para cezalarının temyizinin mümkün olmaması karşısında, sanığın temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 317. maddesi gereğince REDDİNE,
2- Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik olarak yaptığı temyiz talebine ilişkin incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK'nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir.
Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için,bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanığın daha önce hiç tanımadığı, alacaklı da olmadığı halde aralarında katılanın da bulunduğu ..., katılan ... ve ... isimli kişiler aleyhine İcra Müdürlüğünün 2006/429 Esas sayılı dosyası ile "oto alım satımı ile ilgili alınan otoların bedeli" gerekçesiyle 06.03.2006 tarihinde 20.000-TL bedelle ilamsız icra takibi başlattığı, alakasız adresler gösterdiği, kendisini adı geçenlerden ... ve ...'un daimi çalışanı olarak gösterip tebliğden imtina etmek suretiyle bu kişilerle ilgili; yine farklı bir adreste katılanın baldızı olarak tanıttığı bir kişi vasıtasıyla tebligatı alarak da katılan hakkındaki takibin kesinleşmesini sağladığı, ardından katılana ait ... plakalı aracın haczini sağladığı, 15.08.2006 tarihinde aracın otoparka çekildiği, katılan vekilinin şikayet dilekçesi vermesinden sonra sanığın İcra Müdürlüğü'ne başvurarak 28.08.2006 tarihinde araç üzerindeki haczin kaldırılmasını istediği, böylece sanığın asıl elde etmek istediği amaca ulaşamadığı, eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı iddia edilen somut olayda;
Sanığın mahkemeye sunduğu 17.01.2011 tarihli yazılı savunmasında katılana ait olan ... plaka numaralı aracı vergi borcu bulunduğu için adına tescil ettiremediğini, fiilen kullandığını, araç kendisinde olduğu için de bu borcu kendi ödediğini, ... ve ...'ın da kendisinden önceki zilyedler olduğunu, ödediği parayı kendilerinden talep ettiğini, katılan ...'in telefonlarına cevap vermediğini, mecburen kanun yoluna başvurduğunu, ödediği vergi miktarının ... tarafından kendisine ödendiğini ve bu nedenle haczi fekettiğini açıklaması, mahkemenin 14.06.2011 tarihli arakararından tanık Emin hakkında adres araştırması için Kartal İlçe Emniyet Müdürlüğüne yazı yazıldığının, cevap verilmediğinin uyap kaydındaki adrese yapılan tebligatın adresten taşınma nedeniyle iade geldiğinin ve tanığın dinlenilmesinden vazgeçildiğinin anlaşıldığı, ancak mahkeme tarafından hükümden sonra Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılan 10.11.2011 tarihli müzekkereden tanık Emin'i Mustafa Taşkın isimli bir şahsın tanıdığının bu şahsın ise dosyanın Yargıtayda olması ve dosyadan el çekilmesi nedeni ile mahkemece dinlenilemeyeceğinden duruşmaya getirilmediğinin belirtilmesi karşısında gerçeğin kuşkuya meydan bırakmayacak şekilde tespiti bakımından;
1- Suça konu ... plakalı aracın kimler adına tescil edildiğinin ve vergi borcu olup olmadığının var ise kimler tarafından ödendiğinin ilgili trafik şubesi ve vergi dairesinden sorulması,
2- Tanık ...'in açık adres ve kimlik bilgilerinin 31.10.2011 tarihli tutanakta bahsi geçen Mustafa Taşkın isimli şahıstan sorulması, aynı zamanda ... ve ... isimli şahıslarında kimlik ve adres bilgilerinin sorulması bilmediği takdirde kolluktan buna ilişkin titiz bir araştırma yapılmasının istenmesi ve tespitleri halinde duruşmaya davet edilerek sanığın savunmalarının kendilerine açıklanması suretiyle bu doğrultuda beyanlarının alınması, ayrıca suçlamalara ilişkin tüm görgü ve bilgilerinin sorulması,
3- Dosya kapsamında bulunan haczin kaldırılmasına ilişkin protokolde imzası bulunan ..., ... ve ... isimli şahısların da açık adres ve kimlik bilgilerinin tespiti ile aynı şekilde ..., ... ve ...'u tanıyıp tanımadıkları, tanıdıkları takdirde açık adres ve kimlik bilgilerinin sorulması, sanığa atılı suçlamalara ve yaptıkları protokole ilişkin detaylı beyanlarının alınması,
4- İcra Müdürlüğü'nün 2006/429 Esas sayılı takip dosyasının aşamaları ve sonucuna ilişkin tüm begelgelerin onaylı ve denetime elverir şekilde dosyaya konulması suretiyle karar verilmesi yerine yazılı şekilde eksik araştırmayla karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30.09.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy