MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, değişik zaman ve yerlerde katılanlarla irtibat kurup kendisini belediye görevlisi olarak tanıtıp, ismini de farklı söyleyerek, katılanları işe sokacağını vaadederek, onlardan farklı miktarlarda para ve belge almasına rağmen, katılanlara yönelik vaadini gerçekleştirmediği gibi ortadan kaybolduğu, böylece sanığın, katılanlara yönelik hileli hareketlerle haksız menfaat temin etmek suretiyle katılan sayısınca ayrı ayrı dolandırıcılık suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık ve katılan beyanları, teşhis tutanağı ile tüm dosya kapsamına göre, suçların sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Sanığın, katılan ..., ..., ... ve ...'a yönelik olarak, 5237 sayılı TCK'nın 43/1 maddesi kapsamında, aynı suç işleme kararıyla Kanun'un aynı hükmünü değişik zamanlarda birden fazla kez ihlal ederek haksız menfaat temin etmiş olması karşısında, belirtilen hükümlerde zincirleme suç hükümlerinin uygulanmayarak eksik ceza tayin edilmesindeki isabetsizlik aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezaları belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
2-Hüküm fıkrasında, sevk maddesi olarak 5237 sayılı TCK'nın 157/1. maddesi yerine, suç tarihinde yürürlükte olmayan 765 sayılı TCK'nın 503/1. maddesinin yazılarak 5271 sayılı CMK'nın 232/6. maddesine aykırılık oluşturulması,
3-Sanık hakkında belirlenen temel gün miktarının, adli para cezasına çevrilmesi sırasında uygulanan Kanun maddesi olan TCK'nın 52/2. maddesinin gösterilmeyerek 5271 sayılı CMK'nın 232/6. maddesine aykırılık oluşturulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK'nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun'un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkralarından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla ''60 gün'', ''50 gün'' ve ''1.000 TL'' adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla '' 5 gün '' , '' 4 gün '' ve '' 80 TL '' adli para cezası ibaresinin eklenmesi ve hükümlerin ilgili kısmına “TCK'nın 52/2” ibaresinin yazılması ile hüküm fıkralarında yer alan “503/1” ibaresinin çıkartılarak, yerine, “157/1” ibaresinin yazılması suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 28/09/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy