MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanıkların, kendilerini ... isimli şirketin yetkilileri olarak tanıtıp, katılanın sahibi olduğu ... Şirketinden iskele kiralamak istedikleri, bu amaçla hazırlanan 16/04/2010 ve 01/05/2010 tarihli sözleşmeleri şirket adına kaşeledikleri sanık ...'un sözleşmelere ... olarak, sanık ...'in de şirket yetkilisi olarak imza attığı, farklı isim ve sahte firma kaşesi kullanarak aldıkları iskeleleri kiraladıkları araçlara yükleyip kaçırmak suretiyle menfaat temin ettikleri, bu eylemleri ile zincirleme şekilde üzerlerine atılı özel belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda,
Sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunu, kendilerini ... yetkilileri olarak göstermek suretiyle gerçekleştirdiği ve bu yolla haksız menfaati temin ettiği dikkate alınarak, eylemin suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 158/1-h maddesinde belirtilen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdirinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi yerine, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükümlerin bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanığın ceza miktarı itibariyle kazanılmış haklarının CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca saklı tutulmasına, 05/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy