MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık ... Karabunar'ın işyerinde son çalışma günü olarak iddia edilen tarihin 19/03/2010 tarihi olması nedeniyle suç tarihinin gerekçeli karar başlığında 19/03/2010 tarihi yerine 06/08/2010 tarihi olarak yazılması, mahallinde düzeltilmesi mümkün maddi hata olarak görülmüştür.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK'nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir. Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak ya da bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanık ...'in, sahibi olduğu büro hizmetleri iş yerinde, gerçekte çalışmadığı halde diğer sanık ... Karabunar'ın işe giriş bildirimini yaparak, sigortalı çalışıyormuşcasına gösterdiği, sanık ...'nın, aynı iş yerinde çalışan ...'ın eşi olduğu, doğum yapmasına 5 ay kala kocasının iş yerine girişinin yapıldığı, 95 günlük sigorta bildiriminin ardından doğum iznine ayrıldığı, bu nedenle yapılan bildirimlerin fiili çalışmaya dayanmadığı intibaı uyandırdığı için, kurum görevlilerince ...'nın evi ve iş yeri civarında yaptıkları soruşturmada iş yerinde fiilen çalışmadığını tespit ettikleri, dolayısıyla 15.12.2009-19.03.2010 tarihleri arasındaki bildirimlerin gerçeği yansıtmadığı, sanık ... Karabunar adına muayene ve tedavi masrafı olarak 583,00 TL, 28.10.2010 tarihine kadar da 27,83 TL faiz ve 10,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 620,83 TL masraf yapıldığı, bu miktarın iş veren sanık ... tarafından kuruma ödendiği, bu suretle kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçunu işledikleri iddia edilen olayda;
Tüm dosya kapsamına göre, sanıkların tüm aşamalarda suça konu tarihlerde sanık ...'nın, iş yerinde çalıştığını söylemeleri, sanık ...'nın eşi ...'ın 2001 yılından itibaren ve suç tarihleri arasında sigorta kapsamında çalışan işçi olması ve eşi sanık ... ...'ın herhangi bir sigortası olmasa dahi eşinden dolayı SSK'nın yine sanık ...'nın doğum ve muayene parasını ödemek durumunda olması nedeniyle kurumun bu ödeme nedeniyle herhangi bir zararından bahsedilemeyecek olması, sanık ...'nın çalışmadığı iddia edilen 15/12/2009 ile 19/03/2010 tarihleri arasında iş yerinde SGK kontrol memurları tarafından herhangi bir tespitin yapılmamış olması, kontrol memuru tarafından 04/08/2010 tarihinde saat 16:30 sularında tutulan tutanak da "iş yeri sahibi ...'in dışarıda olduğu, iş yerinde bulunan bayanların saat 16:00'da işten çıktığının" bildirilmiş olması, sanık ...'nın halen suça konu iş yerinde çalışıyor olarak gösterilmesi, 2007 yılı itibariyle sigortalı oluşu, çalıştığı büroda çay yapmak, getir-götür işleri gibi işleri yapması itibariyle hamileliğin bu işleri yapmaya tıbben bir engel teşkil etmemesi sebebiyle sanık ...'nın hamileliğinin son 4 ayında çalışamayacağının söylenmesinin bilimsel gerçeklikten uzak olması, sanık ...'nın sanık ...'in iş yerinde çalıştığı 2009/12, 2010/1,2,3,4,5,6,7. aylara ilişkin olarak kurum tarafından sadece 15/12/2009 ile 19/03/2010 tarihlerinde yapılan sigorta bildirimlerinin iptal edilmesinin herhangi bir somut bulgu ve delile dayanmamış olması birlikte değerlendirildiğinde, sanıkların üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği gerekçelerine dayanan kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanıklara atfedilen nitelikli dolandırıcılık suçunda, suçun unsuru olan zarar olgusunun oluşmaması ve sanıkların tutanak düzenlemeye yetkili memura işe giriş bildiriminde bulunmalarına rağmen kurumun bu beyanla bağlı kalmayacağı, beyanının doğruluğunu araştırma yükümlülüğünün bulunması karşısında, tebliğnamede bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 14.10.2015 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy