MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sigorta edenin dolandırılması, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Suçun oluşması için, Sanık sigorta bedelini almak üzere, zararın gerçekleştiğini ileri sürerek bu bedeli sahte işlem ve belgelerle almaları ya da almaya kalkışmaları gerekir. Olayla ilgili belgeler sigorta kurumuna sunulmadıkça suçun icra hareketleri başlamaz. Failin sigortalı malını, sigorta bedelini almak için tahrip etmesi, yakması, bozması, yok etmesi kandırmaya yönelik ağır yalandır ve hiledir. Bu şekilde sigorta bedelinin alınması halinde dolandırıcılık suçu oluşur. Failin sigorta edilen veya sigorta bedelini alacak kişi olması gerekmez. Sigortanın türü de önemli değildir. Mal veya yaşam sigortası mali sorumluluk sigortası vb. olabilir. Yanıltıcı uygulamaların sadece araç sigortalarında değil, bedeni hasarlar da dâhil olmak üzere her tür sigorta alanında yapıldığı, sigorta şirketinin sözleşme şartları çerçevesinde ödememesi gereken bir hasarı ödetmek amacıyla sigorta şirketine bilerek yanlış bilgi verilmesi veya önemli bir hususun gizlenmesi ya da sigorta süresi içerisinde kasıtlı olarak bir hasara sebep olunması veya hasarın miktarının olduğundan fazla gösterilmesi suretiyle yarar sağlanması şeklinde ortaya çıktığı gözlemlenmektedir.
Sanığın polis memuru olarak görev yaptığı, farklı tarihlerde suça konu araçları ağır hasarlı olarak satın aldığı ve tamir ettirdikten sonra farklı sigorta şirketlerine kasko sigortası yaptırdığı, sigorta bedelini almak için yine ayrı zamanlarda üç aracının çalındığından bahisle suç duyurusunda bulunduğu, iki araç için sigorta bedelini aldığı ancak son araçta bedelin ödenmediği, bu suretle menfaat temin ettiğinin iddia ve kabul edildiği olayda;
Sanığın ağır hasarlı olarak birçok kez araç aldığını ve tamir ettirdikten sonra sattığını, söz konusu araçları da parasını ödemek suretiyle farklı kişilerden aldığını, tamir ettirdiği yerlerden buna ilişkin belgelerin alınabileceğini, araçların muayenelerini yaptırıp trafiğe tescil ettirdikten sonra bir süre kullandığını ancak araçların çalınması üzerine suç duyurusunda bulunduğunu, ... plaka sayılı aracın parçalarının bulunduğunu ve ilgili şahıslar hakkında dava açıldığını, son olarak çalınan ... marka aracın alındıktan sonra parçaları sökülmüş halde terk edilmiş vaziyette bulunduğunu, aracın immobilizer olmasının çalınmasına engel teşkil etmediğini, profesyonel suç şebekelerinin bu tür araçları kolaylıkla çalabildiğini savunması, ... Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2008/ 25809 soruşturma sayılı dosyası üzerinden beş şüpheli hakkında örgüt kurmak, 2008/26528 soruşturma sayılı dosyası üzerinden de aynı şüpheliler hakkında suç eşyasının satın alınması ve kabul edilmesi suçlarından dava açıldığının anlaşılması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından;
1- Sanığın savunmasında beyan ettiği hırsızlık, örgüt kurma ve suç eşyasının satın alınması suçlarına dair dosyalar getirtilerek VW ve Ford C Max marka araçların akıbetinin araştırılması, mahkeme tarafından kabul edilen immobilizer aracın anahtarsız çalışmasının imkânsız olduğu hususu açısından en son çalındığı belirtilen Volvo S80 marka araç yönünden aracın anahtarsız çalıştırılıp çalıştırılamayacağı ve anahtarı olmadan çalınmasının mümkün olup olmadığı yönünden teknik bilirkişi raporu alınarak ve bu tür araçlarla ilgili hırsızlık ihbarlarının bulunup bulunmadığı kolluk birimlerine sorulup sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Sanığın işlenmediğini bildiği halde menfaat temin etmek için hırsızlık suçu ihbarında bulunmasının TCK’nın 271. Madde sayılan suç uydurma suçunu oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde aynı Kanun’un 206/1 maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçuna ilişkin sanığa verilen ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 19/10/2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.