MAHKEMESİ : Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın parası olmaksızın şikayetçinin taksisine binip dolaştırdığı, daha sonra iade edeceğim diyerek şikayetçiden 30 TL aldığı, ticari taksi ücretinin ve aldığı parayı iade etmeksizin “ceketim arabada şimdi paranı getireceğim” diyerek olay yerinden ayrıldığı,bu suretle sanığın dolandırıcılık suçunu işlediği iddia edilen olayda;
Tüm dosya kapsamına göre, sanık olay tarihinde üzerinde para olmadığını söylemeksizin, şikayetçinin taksisi ile dolaşmış, uyuşturucu almak amacı ile üzerinde bozuk para bulunmadığını, parayı bozduracağını söyleyerek bozuk para olarak ayrıca 30,00 TL daha para alıp bu paradan uyuşturucu almış, bilahere başka bir istikamete taksi ile gitmek isteyince müştekinin ısrarla parasını istemesi nedeni ile üzerinde bulunan yeleğini şikayetçinin aracına bırakarak yeleğin içerisinde para olduğunu söyleyerek kaçtığı bu suretle sanığın eyleminin, dolandırıcılık suçunu hileli davranışlarını oluşturduğu, bu aldatıcı hareketlerden dolayı şikayetçinin zarara uğrayıp kendisinin yarar sağladığı, suçun yasal unsurlarının oluştuğu gerekçesine dayanan aşağıdaki nedenler dışında mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E,2007/152 K.sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği gözetildiğinde; mahkemece hapis cezası alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının gerekçe gösterilmeksizin alt sınırın üzerinde 100 gün olarak tayin edilmesi suretiyle TCK'nun 61.maddesine aykırı davranılması,
2-5237 sayılı TCK'nun 53/3.maddesinin 1.fıkrasının (c) bendinde yer alan hak yoksunluğunun sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden, fıkranın tamamını kapsar biçimde yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkralarından adli para cezasının belirlenmesine ilişkin bölümlerdeki “100 gün”, “83 gün” ve “1.660,00 TL" ibarelerinin yerine sırasıyla "5 gün", “3 gün” ve "60,00 TL" ibarelerinin eklenmesine,hüküm fıkrasından “TCK 53/1-c. md. gereğince belirtilen hakları kullanmaktan hapis cezasının şartlı tahliye tarihine kadar yoksun bırakılmasına” ilişkin bölümün çıkartılıp yerine, “5237 sayılı TCK'nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” cümlesi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 21.10.2015 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy