Tebliğname No : 11 - 2011/44147
MAHKEMESİ : Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 01/07/2010
NUMARASI : 2009/460 (E) ve 2010/216 (K)
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılğa teşebbüs
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Katılan M.. İ..’nin Emha İnş. ve Tic. Ltd. Şti'nin yetkili temsilcisi ve müdürü olduğu, şirketin Denizbank A.Ş. Bandırma şubesi nezdindeki hesabından aldığı çek karnelerinden 5187654-A ile 5187665-A seri numaraları arasındaki 14 adet çek yaprağının katılanın elinden rızası dışında çıkması üzerine, 22/07/2004 tarihinde bu çeklerin ödenmemesi için Denizbank A.Ş. Bandırma şubesine dilekçe verdiği, daha sonra temyiz incelemesi dışındaki sanık R.. Y..’in bu çekleri ele geçirdiği, Çanakkale ilinde tanıştığı diğer sanık K.. O..’a inşaatı için çelik kapı ve dairelerin parkelerini yaptıracağını söylediği, Kayhan’ın da V.. S..’ya telefon açarak buluşmak istediği, buluştuklarında Volkan’a, Gelibolu’da bulunan bir kooperatif için 1500 adet çelik kapı aradıklarını, Edirne ilinde de bu kapıların kullanılacağını, bu kişilerin hacı olduklarını, kendisini çok sevdiklerini, çeklerin sağlam olduğunu söylediği ve 518.7664 seri nolu 44.000 TL. bedelli çek fotokopisini verdiği, Volkan'ın çekin sağlam olup olmadığını araştırmak için çekin keşidecisi olarak görünen şirket yetkilisi şikayetçi M.. İ.. ile görüşmesi üzerine çekin çalıntı olduğunu anladığı iddiasıyla yapılan yargılama sonucunda; katılan M.. İ..'nin suça konu çek fotokopisinin aslını çaldırdığını, çek fotokopisinde görülen imzanın kendisine ait olmadığını ifade etmesi ve çalınan çeklerin ödenmemesi için 22/07/2004 tarihinde Denizbank A.Ş. Bandırma şubesine dilekçe vermesi, V.. S..'nın ifadesinde, otoparkta çalışan sanık Kayhan'ın kendisini telefon ile arayarak görüşmek istediğini, görüştüklerinde Gelibolu ilçesinde bir kooperatif için 1.500 adet çelik kapı alacaklarını, Edirne ilinde de bu sipariş verilen kapıları kullanacaklarını, kapıların ödemesini ise 6. aydan itibaren 4 ayrı çek olarak yapacaklarını, çeklerin sağlam olduğunu, çeki verecek şahısların hacı olduklarını ve kendisini çok sevdiklerini, kendisine otomobil tahsis ettiklerini söylediğini, bunun üzerine çeklerin karşılıklarının olup olmadığını araştırmak için sanıktan bu çeklere ait bilgi istediğinde sanığın bir adet çek fotokopisi verdiğini, 26/06/2008 ödeme tarihli, 44.000 TL bedelli 518766 seri nolu Denizbank Bandırma şubesinden alınma çeki araştırdığında çek sahibi katılanın bir kısım çeklerini çaldırdığını söylediğini, bu olaydan hemen önce sanık Kayhan'ın kapıları alacak kişilerin bir adet numune çelik kapı görmek istediklerini beyan ettiğini, kendisinin de Aşkan Çelikkapı isimli iş yerinden bir adet çelik kapı aldığını ve sanık Kayhan'ı aradığını, ancak telefonu açmadığı için ulaşamadığını belirtmesi, temyiz incelemesi dışındaki sanık R.. Y..'in 20/03/2010 tarihli savunmasında, sanık Kayhan'ı tanımadığını, Çanakkale'ye 2001 yılından beri gitmediğini, olayla ilgisinin bulunmadığını beyan etmesi, adli tıp uzmanı bilirkişinin 06/11/2009 tarihli raporunda, suça konu çek fotokopisinin keşideci kısmındaki imzanın katılan M.. İ..'ye ait olmadığını tespit etmesi karşısında; sanık Kayhan'ın eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 158/1-f maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçunu oluşturduğu gözetilmeden, sanığın mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatına hükmolunması,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 29/04/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy