Tebliğname No : 15 - 2011/398365
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ : İzmir 10. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 26/09/2011
NUMARASI : 2010/800 (E) ve 2011/577 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Katılanların, sanığa son olarak 20/05/2008 tarihinde para vermeleri nedeni ile, suç tarihinin 20/05/2008 tarihi olacağı, gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 20/05/2008 tarihi olarak düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, Yargıtay'da tanıdığı Hakim ve Savcılar bulunduğu konusunda katılanları hileli davranışlarla ikna ettiği katılanlardan görülmekte olan trafik kazasına ilişkin davayı takip etmesi için aralıklarla 40.497,20 TL para almak suretiyle katılanları dolandırdığı iddia edilen olayda;
Tüm dosya kapsamından sanığın kendisini Yargıtay da savcı olarak tanıtarak, Ankara 8.Ağır Ceza Mahkemesinin bir dosyasında taksirle ölüme neden olmak suçundan mahkum olan ve dosyası Yargıtayda bulunan Ş. S.'ı cezadan kurtaracağı vaadi ile katılan S. C.' in mahkemeye sunmuş olduğu dekontlar ve ifadesine göre toplam 40.497,20 TL paralarını aldığı ve sanığın katılanlara karşı zincirleme dolandırıcılık suçunu işlediği gerekçesine dayanan kararda aşağıda gösterilen neden dışında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan sanığın kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerine ilişkin haklardan koşullu salıverilme tarihine, anılan fıkrada sayılan diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde uygulama yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasında yer alan”Yine Velayet hakkında,vesayet veya kayyumluğu ait bir hizmette bulunmaktan şartla tahliye tarihine kadar yoksun bırakılmasına”cümlesinin çıkartılarak yerine, '5237 sayılı TCK'nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerine ilişkin haklardan koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 04.11.2015 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy