MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanıklar müdafiinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanıklar müdafiinin yüzüne karşı tefhim olunan 07.12.2010 tarihli mahkumiyet hükmüne yönelik, sanıklar müdafiinin yasal süresi geçtikten sonra yaptığı, 06.01.2011 günlü temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen beraat kararlarının temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi
kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Somut olayda; sanıkların, katılan şirkete olan borçlarına ait olmak üzere suça konu 3500'er TL'lik iki adet çeki verdikleri, çeklerin zamanında ödenmemesi ve karşılıksız çıkması üzerine, sanıklar hakkında karşılıksız çek vermek suçundan soruşturma yapıldığı, soruşturma sırasında her üç sanığın anılan çekleri kendilerinin tanzim etmediklerini beyan etmeleri üzerine, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu çeklerin sanık ...'e ait olduğunun tespit edildiği, sanık ...'in katılana vermiş olduğu çekleri ödemediği ve katılanı zor durumda bırakarak dolandırdığı, ayrıca çeklere atmış olduğu imzayı değiştirerek sahte çek tanzim ettiği, diğer sanıkların da şirket yetkilisi olmaları ve şirkete ilişkin borçların ve şirket yönetimi ile ilgili işlerin kendilerince bilinmesine rağmen, çeklerdeki imza ve yazıların gerçekte şirketin diğer yetkilisi olan sanıklar ... ve ...'in suça konu çeklerdeki imza ve yazıların gerçekte şirketin diğer yetkilisi olan sanık ...'e ait olduğunu
bildikleri halde kime ait olduğunu bilmediklerini söyleyerek suça iştirak ettikleri iddia olunan olayda; sanıkların B Grup Tasarım Mimarlık ve Reklamcılık Tanıtım A.Ş. ortakları, ayrıca sanıklar ...’in ise şirketin yetkilileri oldukları, katılanın da ....’nin yetkilisi olduğu, her iki firma arasında beyanlara göre 2002 yılından bu yana devam eden ticari ilişkinin bulunduğu, açık hesap ile çalıştıkları, suça konu çeklerin katılan şirkete verildiği ve karşılığının çıkmadığı, sanık ... tarafından da her iki çekin keşide edilerek imzalanmış olduğunun kabul edildiği, dosya arasında bulunan Ankara 43. Noterliği’nin 27/08/2007 tarihli vekaletname gereğince şirket yetkilisi...tarafından sanık ...’e çek keşide etme yetkisinin verilmiş olduğunun anlaşıldığı, bu durum karşısında yetkili kişi tarafından keşide edilen çek nedeniyle resmi belgede sahtecilik suçunun yasal unsurlarının oluşmayacağı, ayrıca çeklerin iki firma arasındaki sürekli ticari ilişkiye dayalı açık cari hesaba dayalı olarak önceye dayalı borçların ödenmesine yönelik olarak verildiği, borç nedeniyle de katılan şirket tarafından yapılan icra takibinde sanıkların borca ve imzaya itirazda bulunmadıkları anlaşılmakla, sanklar hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 13.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy