Tebliğname No : 15 - 2012/12450
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ : Antalya 5. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 17/10/2011
NUMARASI : 2009/216, 2011/616
SANIK : B.. T..
SUÇ : Dolandırıcılık
SUÇ TARİHİ : 26/10/2007
Dolandırıcılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, O yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
5237 sayılı TCK'nın 53.maddesinin (1), (2), ve (4) numaralı fıkralarıyla ilgili olarak Anayasa Mahkemesi'nin verdiği 08.10.2015 tarihli ve E.2014/140, K.2015/85 sayılı kısmi iptal kararının, 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiğinden koşulları oluşması halinde infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 157/1 maddesi uyarınca "suçun işleniş biçimi, kastın yoğunluğu nazara alınarak takdiren ve teşdiden" denilmek suretiyle anılan maddenin kanundaki yaptırımının asgari hadden uzaklaşılarak tayin olunması gerektiği kabul edildiği halde hapis cezasının asgari hadden tayin edilmesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; O yer Cumhuriyet savcısının sübuta ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hüküm fıkrasında sanığın tekerrüre esas alınan Kuşadası Sulh Ceza Mahkemesinin 18/10/2007 tarih 2004/1380 Esas, 2007/523 Karar sayılı ilamında 765 sayılı TCK'nın 482/2 maddesi gereğince verilen 15 gün hapis cezasının 647 sayılı Yasanın 4. maddesi gereğince adli para cezasına çevrildiği, anılan maddede yer alan “Uygulamada asıl mahkûmiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen para cezası veya tedbirdir. Bu hükmün uygulanması, kanun yollarına başvurmada engel teşkil etmez” hükmü nedeniyle, adli para cezasına karşı temyiz yolu açık olmasına rağmen, mahkemece hükmün 18/10/2007 tarihinde kesinleştirildiği, bu şekilde kesinleştirilen adli para cezasının tekerrüre esas teşkil etmeyeceği, sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanması koşullarının bulunmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi,
5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerine hükmedilmesi,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8.maddesi gereğince halen uygulanmakta olan1412 sayılı CMUK'un 321. Maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak, yeniden yargılanmayı gerektirmeyen bu hususlarda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden, hüküm fıkrasından, 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, "5237 sayılı TCK'nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın (c) bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrasında yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına" ibaresinin eklenmesi ve hüküm fıkrasından tekerrüre ilişkin kısmın tamamen çıkartılması suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 07/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy