MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat, davanın reddi
Dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından sanıkların beraatına ilişkin hükümler ile aynı suçlardan sanık ... hakkında verilen davranın reddine dair hükümler katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü.
Sanıklar hakkında hükmolunan ceza miktarına nazaran, katılan vekilinin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken CMUK'un 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Sanıklardan ...’nın sahte evraklarla ... ismi açılan hesaba ait çeki katılan şirkette finansman müdürü olarak çalışan ...’a verdiği, onun da yetkisi olmadığı halde şirket yetkilisiymiş gibi sahte olarak imzalayarak takasa koyduğunun iddia edildiği olayda; sanıklardan ....’nın söz konusu çeki daha önce kendilerinden peşin alışverişte bulunan .... Ulaştırma şirketi yetkililerinden aldığını belirtip buna ilişkin faturaları ibraz etmesi ile söz konusu faturaların ticari kayıtlarda yer alması, öte yandan diğer sanık ...'ın katılan şirketi temsile ve imzaya yetkisi bulunmayıp, şirket tarafından yapılan ticari alışverişlerde şirkete ciro edilen çeklerin bankalardan sorgulanması ve şirket kayıtlarına işlendikten sonra şirket yetkilisi ve temsilcisi olan ... veya onun vekâlet verdiği kişilerin cirosunu alarak çekleri ilgili bankalara kullanılan kredilere karşı vermekten ibaret olması nedeniyle suça konu çeke ilişkin bankadan yaptığı araştırma sonucunda herhangi bir pürüzünün bulunmadığını belirlemesi üzerine şirket kayıtlarına işletmesi yanı sıra söz konusu çekteki yazı ve imzaların hiçbirisinin kendisine ait çıkmaması ile çekin katılan şirketten birçok kez kasaplık hayvan satın alması nedeniyle aralarında ticari güvene dayalı ilişki bulunan sanık ...’den yapılan alışveriş karşılığında alınması hususları birlikte değerlendirildiğinde, beraat kararlarında bir isabetsizlik bulunmamış olup; ... hakkında 02.09.2008 tarihinde açılan kamu davasından sonra, aynı eylem nedeniyle 22.04.2009 tarihli iddianameyle açılan davanın tarafları ile konusunun, daha önce açılan davayla aynı olduğu anlaşıldığından, adı geçen sanık yönünden verilen davanın reddi kararında da usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.
Yapılan yargılama sonunda, yüklenen suçların sanıklar tarafından işlendiğinin sabit bulunmadığı gerekçe gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, eksik incelemeyle karar verildiğine ve beraat kararlarının kanuna aykırı olduğuna ilişkin katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 22.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.