MAHKEMESİ : Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
Dolandırıcılık suçundan sanıkların mahkûmiyetlerine ilişkin hükümler, sanıklar tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü.
Sanıkların, yanına yaklaştıkları ve kendisini tanıyorlarmış gibi davrandıkları şikâyetçiye sohbet esnasında hayır işi yapmak istediklerini, ölen bir yakınlarından kalan 10.000,00 TL'yi ihtiyacı olan birine vereceklerini söylemeleri üzerine şikayetçinin de kızının yardıma ihtiyacı olduğunu belirttiğinden ona ilk etapta 3.000,00 TL para verdikleri ve gerçekte oturmadıkları halde etraflarında bulunan binadaki bir daireyi göstererek orada oturduklarını, hali hazırda mevlüd okutulduğunu, kendisinin eve gelemeyeceğini, ancak kolunda bulunan bilezikleri güvence olarak verdiği takdirde geri kalan 7.000,00 TL'yi de kendisine vereceklerini, altınları da hocanın okuması gerektiğini söyleyip, toplam değeri 10.000,00 TL civarında olan bilezikler ile birlikte daha önce verdikleri 3.000,00 TL'yi mağdurdan alıp, olay yerinden ayrılarak izlerini kaybettirdiklerinin iddia ve kabul edilmesi karşısında; sübutu halinde eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nın 158/1-a. maddesinde düzenlenen “Dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle” dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdirinin üst dereceli ağır ceza mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, duruşmaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı olup, sanıklar ...... müdafileri ile sanık Süleyman’ın temyiz itirazları yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı kanunun 326. maddesi gereğince sonuç ceza miktarı bakımından sanıkların kazanılmış haklarının gözetilmesine, 22.02.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy