MAHKEMESİ : Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
Nitelikli dolandırıcılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın, ...... ilçesi ......köyü muhtarı olan katılan ......'nu telefon ile arayarak ....'dan ....... Başkanlığı'ndan aradığını, köyde yardıma muhtaç olan beş kişiyi işe alacaklarını söyleyerek, katılandan işe girecek muhtaç kişilerin nüfus cüzdan fotokopilerini vereceği faks numarasına göndermesini istediği, ayrıca masraf olarak kişi başına 75 TL göndermesi gerektiğini belirttiği, katılanın da istenilen belgeleri ve parayı sanığa gönderdiği, sanığın da kendi hesabına gönderilen bu parayı .... Bankası ...... şubesinden çektiği şeklindeki olayda;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanığın atılı suçu işlemediğine ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Sanığın telefonda görüşme yaparken ...... Başkanlığı'ndan aradığını söylemesinin, dolandırıcılık suçunun hile unsurunu oluşturacağı, kamu kurumunun maddi varlığının olayda kullanılmadığı anlaşılmakla, eylemin 5237 sayılı TCK'nın 157/1. maddesinde tanımlanan basit dolandırıcılık suçunu oluşturacağı gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğundan bahisle yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Sanığın, katılan ..... aracılığıyla işe yerleştireceğini beyan ettiği beş ayrı mağdurdan haksız menfaat temin etmesi karşısında, aynı suçu birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlemesi nedeniyle, hakkında TCK'nın 43/2. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabul ve uygulamaya göre de;
Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde, ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı kanunun 326/son maddesi gereğince sonuç ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkın gözetilmesine, 12/04/2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.