MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanıklar hakkında verilen hükümlere yönelik Cumhuriyet savcısının temyiz talebi ile sanıklar ..., ..., ... (... oğlu) ve ... hakkında yaralama suçundan verilen hükümlere yönelik sanıklar tarafından yapılan temyiz talebinin incelemesinde;
Üst Cumhuriyet savcısının, 10/02/2009 tarihinde verilen hükmü, 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 310/3. maddesinde belirlenen bir aylık süre geçtikten sonra, 16/03/2009 tarihinde temyiz ettiği anlaşılmakla, Cumhuriyet savcısının temyiz talebi ile sanıklar ..., ..., ... (... oğlu) ve ... hakkında yaralama suçundan hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre hükmün 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 5219 sayılı Kanunun 3-B maddesi ile değişik 1412 sayılı CMUK’nın 305/1.maddesi gereğince hüküm tarihine göre, temyizi mümkün olmadığından sanıkların bu suçtan kurulan hükme yönelik temyiz isteğinin aynı kanunun 317. maddesi gereğince REDDİNE,
2- Mağdur sanık ... (... oğlu) hakkında yaralama suçundan ve katılan sanık ... hakkında mala zarar verme suçundan verilen hükümlere yönelik temyiz incelemesinde;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur.Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Katılan sanık ...’un babası olan mağdur ...’un çocuklara bağırdığını gören gelini ... ile tartıştıkları ve ...’ın diğer oğulları olan ... tarafından ...’nin darp edildiğini duyan ...’un babasına ait meşe yapraklarını yakarak zarar verdiği, sonrasında babası ile çıkan kavgada basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralandığı olayda; katılan sanık ...’un mala zarar verme ve mağdur sanık ...’un yaralama suçunun oluştuğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, mağdur sanık ... ve katılan sanık ...’un yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine; ancak;
1- Katılan sanık ...’un mala zarar verme eyleminin TCK’nın 151/1, 152/2-a maddeleri kapsamında kaldığı gözetilmeden TCK’nın 152/1 maddesi uyarınca fazla ceza tayini,
2- Katılan sanık ...’un babası olan mağdur sanık ...’a ait evin kapısına zarar verdiğinden bahisle mahkûmiyetine karar verilmiş ise de 5237 sayılı TCK'nın 167/1-b maddesine göre atılı suçun üstsoy veya altsoy veya bu derecede kayın hısımlarından birinin zararına olarak işlenmesi halinde, ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmayacağı şeklindeki düzenleme karşısında sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi yerine yazılı şekilde hüküm kurulması,
3- Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 gün ve 250/13 sayılı kararında açıklandığı üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 5271 sayılı CMK'nın 231/6-c madde ve bendinde ön koşul olarak işaret olunan zarar kavramı kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenebilir, ölçülebilir maddi zararlara ilişkin olup manevi zararların bu kapsamda değerlendirilmeyeceği cihetle; somut olayda kasten yaralama suçu yönünden somut bir zararın bulunmadığı ve mala zarar verme suçu yönünden mağdur ...’ın zararın giderildiğini beyan etmesi gözetilmeden, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanıp uygulanmaması yönünden bir değerlendirme yapılmaması,
Bozmayı gerektirmiş, mağdur sanık ... ve katılan sanık ...’un temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17/11/2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.