MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Dolandırıcılık, 6136 sayılı Kanun'a muhalefet
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği,fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Müştekinin 32 HU 180 plakalı aracını satışa çıkartarak, aracın camına satılık ilanı yapıştırdığı, sanıklar Mehmet ve Murat'ın, ilanda yazılı telefon numarasından müştekiyi arayarak aracın yanında beklediklerini, araca talip olduklarını söyledikleri, müştekinin, ... marka aracın içinde oturan sanıkların yanına geldiği ve pazarlık yaparak 7.200 TL'ye anlaştıkları, müştekinin parayı nakit olarak istemesine rağmen, sanık ...'ın, kendisinin ... aracı sattığını, üç dört gün içerisinde parasını aldığı zaman parayı verebileceğini, bu süre içinde de, senet verebileceğini söylediği, müştekinin, kendilerini tanımadığını söyleyerek bunu kabul etmediği, sanık ...'ın, otobüs hatlarının olduğunu, sanık ... ise belediye binası karşısındaki ... Lokantası'nın kendisine ait olduğunu, kendilerinden kaynaklanan herhangi bir sıkıntı olmadığını belirterek müştekide güven duygusu yaratacak şekilde hileli hareketler sergiledikleri, gerçekte sanıkların herhangi bir gelirlerinin olmadığı halde, müştekiyi ikna edip, borçlusunun sanık ... olduğu, vade tarihinin bulunmadığı 7.200 TL lik senet verdikleri, üç dört gün sonra müştekinin sanık...'ın aradığı, sanığın, kardeşinin vefat ettiğini, cenaze işleriyle uğraştığını, ayrıca senedin vadesinin gelmediğini belirterek müştekiyi atlattığı, daha sonra müştekinin sanık ...'a ulaşamaması üzerine durumu sanık ...'e anlattığı ve sanıklarla müştekinin bir araya geldiği, sanık ...'in, aracı, birine satıp 700 TL kapora aldığını, bu parayı verdiği takdirde aracı geri alabileceğini söyleyerek müştekiden para istediği, para vermediği takdirde de, aracının parçalanacağını ve bir daha geri alma imkanının bulunmadığını belirttiği, daha sonra müştekinin kayınpederi aracılığı ile tanık ... İnce ile tanıştığı, tanığın, aracın alınması için aracılık ederek sanık ... ile görüştüğü, müştekinin kendisinden istenen 300 TL parayı bir otobüs firması ile sanığa gönderdiği, bu sanığın, aracı, ... Çeşmesi isimli yerde bırakacağını söylemesine rağmen, söylenen yere gidildiğinde, aracın buraya bırakılmadığının görüldüğü, daha sonra müştekinin durumu kolluğa ihbar ettiği, ifadesi alındıktan sonra serbest kalan sanık ...'in, 1.500 TL vermesi halinde aracı geri verebileceğini söylediği, tanık ... aracılığı ile 1.000 TL paranın sanığa gönderilmesine rağmen sanığın aracı teslim etmediği, müştekinin de elindeki senetle ilgili olarak icra takibine geçtiği, bu durumla ilgili sanıkların müştekiyi tehdit ettikleri, dosya kapsamına göre, sanıklar Mehmet ve murat ile bağlantısı bulunduğu iddia edilen sanık ...'ın evinde yapılan aramada, 6136 sayılı Kanun kapsamında kalan ruhsatsız bir silahın bulunduğu, böylece sanıklar ... ve ...'in hileli hareketlerle haksız menfaat temin ederek dolandırıcılık suçunu, sanık ...'ın da 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanıklar ... ve ...'ın gerçekte, aracın parasını ödemeden araç almayı baştan itibaren kararlaştırıp, bu yönde müştekide güven duygusu oluşturup hileli hareketler sergileyerek aracı almaları ve daha sonraki aşamalarda da aracın parasını ödememek için belirtilen hileli hareketlerine devam ettikleri, suça konu ruhsatsız silahın da, 6136 sayılı Kanun kapsamında kaldığı ve sanık ...'ın evinde bulunduğu, bu nedenle suçun sanık ... tarafından işlendiği dikkate alınarak, bu gerekçelere dayanan mahkemenin kararında bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK'nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanıkların yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanıklara fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK'nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun'un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararları açısından, hüküm fıkralarından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla "250 gün" ve "5.000 TL" adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla "5 gün" ve "100 TL" adli para cezası ibaresinin eklenmesi; 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan verilen mahkumiyet kararı açısından, hüküm fıkrasından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla "30 gün" ve "600 TL" adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla "25 gün" ve "500 TL" adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 07/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.