MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; katılan ...'e ait ...plaka sayılı honda civic marka araç üzerindeki satılık yazısını gören sanık ...'nün, aracı 23.000 TL'ye satın almak için katılanla anlaşmaya vardığı, 28.04.2006 tarihinde sanığın aracın devrini noterden satış sözleşmesiyle üzerine aldığı, o esnada parasını vermediği için aracın anahtarlarını da almadığı, bir kaç gün sonra sanığın, araç bedelini vermek üzere katılanla mesai bitimine yakın bir saatte buluşarak birlikte...Bankasına gittikleri, sanığın orada bir memurla görüştükten sonra parasının ... Türk Bankasında olduğunu, ...Bankası'ndan çekemeyeceğini ancak karşıda bulunan İşbankasından çekebileceğini söyleyerek İşbankasına gidip sıra fişi aldıkları ancak burada da mesai bitimi nedeniyle işlem yapamadıkları, birlikte kahve içmek üzere yakınlardaki bir pastahaneye gittikleri, katılanıntelefonla görüştüğü sırada sanığın da telefonunun çaldığı ve telefondaki kişiye “geldin mi?” diye sorduktan sonra katılandan aracın anahtarını istediği ve bir yakınını alıp geleceğini söylediği, bu şekilde hileli hareketlerle aracın anahtarını da alan sanığın bir daha geri dönmediği anlaşıldığından dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak ;
Üsküdar Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2005/547 Esas 2006/543 Karar sayılı mahkumiyet kararının , suç tarihinden sonra kesinleşmesi nedeniyle tekerrüre esas alınamayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun'un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hükmün tekerrür uygulamasına ilişkin 2. fıkrasının tamamen çıkartılarak, yerine “Kocaeli 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 29.12.1997 tarihinde kesinleşip 21.07.2003 tarihinde infaz edilen 145-716 esas,karar sayılı 1 yıl 6 ay 20 gün hapis cezasından ibaret mahkumiyet hükmü ile mükerrir olan sanık hakkında, hükmedilen cezanın TCK'nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” paragrafının eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 17.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy