MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Hükmolunan ceza miktarına nazaran, sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken CMUK'nın 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, Fransa’dan kesin dönüş yapan şikayetçinin yanına yaklaşarak “Döviz burada mı bozduruluyor” diye sorduktan sonra Almanya’dan geldiğini, döviz bozduracağını söylediği, İzmit’e gideceğini öğrendiği şikayetçiye kendisinin de aynı şehre gideceğini belirtip, İzmit’e gitmek üzere otogara gitmeyi teklif ettiği, şikayetçiyi yanına alarak metroya bindirdikten sonra Aksaray metro durağında indikleri, şikayetçinin indikleri yerin otogar olmadığını söylemesi üzerine otogarın yürüyerek varılacak mesafede olduğunu belirttiğinden, birlikte yürüdükleri sırada kimliği tespit edilemeyen bir kişinin yanlarına yaklaşarak, sanığın yakasına yapışıp “Paramı sen çaldın” diyerek sıkıştırmaya başlaması nedeniyle şikayetçinin olaya müdahale ettiği, bunun üzerine bu şahsın şikayetçiye dönerek “Paralarım sende mi” diye sorduğu, akabinde sanığın şikayetçiye paraları çıkar demesi üzerine şikayetçinin cebindeki 800 Euro ve 900 Sterlini çıkardığı, sanığın bu paraları alıp mendile sarar gibi yaptıktan sonra mendili şikayetçiye verdiği, akabinde yanına gelen şahısla birlikte gittikleri, şikayetçinin mendili açıp baktığında içinde kağıt parçalarının bulunduğunu gördüğü anlaşıldığından, eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin 1. fıkrasının “c” bendinde yer alan haklardan, sadece kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, altsoyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c. maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün görüldüğünden, sanık hakkında kurulan hüküm fıkrasından 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, "5237 sayılı TCK'nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın “c” bendinde yer alan, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına" yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 17.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy