MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanıklar hakkında, katılan ...'e yönelik dolandırıcılık suçu nedeniyle kamu davası açılmasına rağmen, bu eylem nedeniyle herhangi bir karar verilmemiş ise de, zamanaşımı süresi içinde bir karar verilmesi mümkün görülmüştür.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanıkların, aslında deterjan özelliği bulunmayan “...” isimli maddeyi deterjan adıyla tanıtmak amacıyla katılanın evinin kapısına geldikleri, bu deterjanın 20 TL karşılığında alınması halinde hediye çıkacağını, hediyenin beğenilmemesi durumunda da belediye karşısındaki “Öz Market” isimli işyerinden telefon, halı veya on kiloluk deterjan alınma imkanının bulunduğunu söyleyerek katılana söz konusu maddeyi satıp gittikleri, ayrıca, katılan yaptığı araştırmada, belirtilen yerde böyle bir market olmadığını tespit ettiği, böylece sanıkların eylem ve fikir birliği
içinde hareket ederek katılan aleyhine haksız menfaat temin etmek suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda,
1-Sanık ... hakkında verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanığın yokluğunda verilen 09/04/2009 tarihli kararın sanığa 23/07/2009 tarihinde tebliğ edildiği, sanığın yasal süresi geçtikten sonra yaptığı 03/08/2009 tarihli temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Suça sürüklenen çocuk ... Yıldız hakkında verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
04/08/2005 olan suç tarihinden temyiz inceleme gününe kadar 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e,2, 67/4. maddelerinde öngörülen 8 yıllık olağanüstü dava zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından; 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA; ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince suça sürüklenen çocuk hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
3-Sanık ... hakkında verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık ve katılan beyanları ile tüm dosya kapsamına göre, suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Sanık hakkında belirlenen temel gün adli para cezasının, para cezasına çevrilmesi sırasında uygulama maddesi olan 5237 sayılı TCK'nın 52/2 maddesinin yazılması ile yetinilmesi gerektiği gözetilmeden, ayrıca aynı Kanun'un 50/1-a maddesi yazılmış ise de bu yanlışlığın mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
4-Sanık ... ve ... kızı 1977 doğumlu ... ... (...) hakkında verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Soruşturma aşamasında yakalanan ve ifadesi alınan ... kızı 1983 doğumlu ... ... yerine ... ve ... kızı 1977 doğumlu ... .. (...) hakkında kamu davası açılarak yargılama yapıldığı ve adı geçen sanığın olayla ilgisi bulunmadığı iddia edilmekle, sanığın kimliğinin tespit edilip, olayla ilgisinin olup olmadığının kesin olarak belirlenmesinden sonra hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy