MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık ... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
5271 sayılı CMK'nın 231. maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan "hükmün açıklanmasını geri bırakılmasına" ilişkin karara karşı aynı kanunun 231/12. maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığı, sanık hakkında 15.10.2010 tarihinde verilen, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karara karşı sanık müdafinin yaptığı itirazı üzerine, Antalya 1.Ağır Ceza Mahkemesinin yaptığı inceleme sonucunda verdiği ret kararı ile verilen hükmün kesinleştiği anlaşıldığından, sanık müdafinin temyiz isteminin, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 317.maddesi gereğince REDDİNE,
2-Sanıklar ..., ve ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararlarına ilişkin temyiz itirazlarının incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK'nın 158/1-d bendinde belirtilen,Kamu kurum ve kuruluşlarının,kamu meslek kuruluşlarının,siyasî parti,vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi,nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi,bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının,ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için,bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma,bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının,kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanıkların fikir ve eylem birliği içinde hareket ederek... Köyündeki mülkiyeti Devlet Hazinesine ait 800 dönüm araziyi satılması ve mülkiyetinin nakli mümkün olmadığı halde katılanlara “sizi köyde oturuyor gösterip, zilyetlik devri yapacağız, bilahare adına tapu çıkacak“ diyerek kandırıp 800.000 TL bedelle sattıkları, bu şekilde sanıkların üzerlerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda, katılanların bir köydeki 800 dönüm gibi çok büyük bir araziyi 800.000 TL gibi yüksek bir miktardaki para ile satın almaya kalkışmaları ile birlikte bu arazinin maliye hazinesine ait olup olmadığı, satış yapmak isteyen sanık ...'un burada ne gibi bir zilyetliğinin olduğunun araştırılması gerekliyken bunlara riayet etmedikleri, basit bir araştırma ile dahi bu durumun tespit edilebilecek olduğu, bu nedenle dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, katılanların ev Ya da tarla satışından elde ettikleri ve suça konu taşınmazı satın alırken kullandıkları parayı banka veya başka birime yatırmadıkları, evlerinde sakladıkları yönündeki beyanlarının hayatın olağan akışına uygun düşmediği, katılanların söz konusu taşınmazı satın alırken ölçüm işleri yapıldığı esnada 1000.000 TL bedelli bono düzenleyip sanık ...'a verdikleri iddiasının samimi bulunmadığı, sanıklara yüklenen nitelikli dolandırıcılık suçunun sabit olmadığı gerekçelerine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanların temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 27.11.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy