MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık ...'ın Iğdır İlinde galericilik yapan katılanı cep telefonundan arayarak 1999 model ... ... marka araç için pazarlık yaptığı, 12.000 TL'ye anlaştığı, sanık ...'ın bu aracı öğretmen olduğunu söylediği eşine aldığını beyan ettiğini, eşinin ve kendisinin çalıştığını, bu sebeple aracı ... ilçesine götürmesini katılandan istediği, katılanın da bu isteği kabul ederek 22/09/2005 tarihinde yanına arkadaşı tanık ... ... da alarak ... ilçesine gittiği, cep telefonundan sanık ...'ı aradığı, kendisine “seni bekledim gelmedin, ... gidiyorum, oraya gel” dediği, bunun üzerine katılanın Eynesil ilçesine gittiği, burada sanık ... ile buluştuğu, ... “Eynesil'de elektrikler kesik, noter işlemleri için Beşikdüzü'ne gidelim, kocam da bankadan para çekip oraya gelecek” dediği, katılanın bu talebi kabul ettiği ve birlikte Beşikdüzü Noterliği'ne geldikleri, alım satım sözleşmesini noterde yaptıkları, ancak aracın parasını ödemedikleri, bu sırada sanık ...’ın katılanı aradığı ve “sizi Eynesil'de bekliyorum” dediği ve birlikte Eynesil'e gittiği ve bir lokantada buluştukları, katılan parayı isteyince sanık ...’nin “bankadan parayı çekemedim, yarın çekip vereceğim” dediği, ayrıca arabayı denemek istediğini söylediği, katılandan anahtarı alıp oradan ayrıldığı uzun bir süre dönmediği, sanık ...'yi aradıklarında, sanığın, arabanın Beşikdüzü sınırlarında bulunan tünele yakın bir yerde arıza yaptığını söylediği, katılanın bu durum üzerine şüphelenip sanık ...'i ve tanık Hüseyin Kuşut'u alıp bir ticari taksiyle belirtilen yere gittikleri, söz konusu yerde aracın olmadığını gördüğü, daha sonra yine taksi ile Beşikdüzü ilçesine hareket edip durumu polise anlattığı, sanık ...'in yakalandığı, diğer sanık ...'nin araç ile birlikte kaçtığı, yapılan araştırmada sanık ...'in gerçekte öğretmen olmadığı ve sanık ... ile birlikte yaşadığının belirlendiği, böylece sanıkların eylem ve fikir birliği içinde hareket ederek hileli davranışlarla katılana yönelik dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda,
1-Sanık ... hakkında verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık, katılan ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamına göre, suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Sanık ... hakkında verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık, katılan ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamına göre, suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK'nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun'un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından, 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, "5237 sayılı TCK'nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın c bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına" denilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 08/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy