MAHKEMESİ : Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ: Güveni kötüye kullanma
Güveni kötüye kullanma suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık hakkında TCK'nın 53. maddesi uygulanırken, sanığın kendi alt soyu dışındaki kişilerle ilgili, bu maddenin 1. fıkrasının (c) bendinde öngörülen “velayet hakkı ile vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunma yetkisi”nden yoksun bırakılmasına karar verildiği anlaşıldığından bu yöndeki tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Sanığın, oto kiralama şirketi olan katılan M......’dan katılan M.....’ın kiraladığı aracı ödünç alıp geri getirmediği iddia edilen olayda sanığın inkara dair savunması da gözetilerek soruşturma aşamasında ifadesi alınan ve olayla ilgili doğrudan bilgisi olan tanık M.. K..’nın kovuşturma aşamasında beyanı alınmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Sanık hakkında; 5237 sayılı TCK'nın 155/1 maddesi gereğince hüküm kurulurken, hapis cezası ile birlikte adli para cezasına da karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sadece hapis cezasına hükmedilmesi,
5237 sayılı TCK.nın 53.maddesinin (1), (2), ve (4) numaralı fıkralarıyla ilgili olarak Anayasa Mahkemesi'nin verdiği 08.10.2015 tarihli ve E.2014/140, K.2015/85 sayılı kısmi iptal kararının, 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiğinden bu yönde değerlendirme yapılmaması,
5237 sayılı TCK'nın 58/6. maddesi uyarınca, mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilirken, uygulamaya esas alınan mahkumiyet hükmünün denetime olanak sağlayacak biçimde hüküm ya da gerekçesinde gösterilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı bakımından kazanılmış hakların gözetilmesine, 05/04/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.