MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Güveni kötüye kullanma, özel belgede sahtecilik
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma ve özel belgede sahtecilik suçlarından kurulan hükümlere yönelik incelemede,
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda;
Sanığın, katılanlara ait sigorta acentesinde 07.09.2005 ve 07.06.2008 tarihleri arasında, işçi olarak çalıştığı, duyulan güven nedeniyle para tahsil etmesine zımnen izin verildiği, sanığın bundan istifade ile düzenlediği poliçelerin bir kısmında müşterilerle elden taksit ödemesi hususunda anlaştığı halde kredi kartı ile ödeme yapılacağı seçeneğini işaretleyip sonradan kredi kartıyla ödeme seçeneğini iptal edip ödeme yapılmış gibi işlem yaparak değişik müşterilerden peşinat olarak aldığı toplam 86.095.59 TL'yi mal edindiği iddiası ile açılan kamu davasında;
Katılan ...'in soruşturma aşamasındaki 02.07.2008 tarihli beyanında kendisinin hamilelik döneminde sanığın 1,5 yıl yetkili olduğunu ancak kendisi döndükten sonra sanığın para tahsil etme yetkisi olmadığını, müşteriden aldığı parayı hemen kendisine teslim etmesi gerektiğini belirtmesi karşısında, poliçe düzenlemeden müşteriden para alamayacağı gözetilerek sanığın poliçe ve makbuz düzenleyip imzalamasına zımnen muvafakat edildiği anlamına geldiği halde bu hususun katılana açıkça sorulmamış olması, sanığın tahsil ettiği paraların tamamını katılan ...'e teslim ettiğini belirtmesi, alınan bilirkişi raporunda 04.07.2005 tarihinden sonraki 42. sayfadan 320. sayfaya kadar olan kısmı sanık tarafından kaydedildiği belirtilen el ürünü kasa defterinde, poliçelerin parasal değerlerinin, tahsilat şeklinin ve poliçe bedellerinin imza karşılığında kimlere teslim edildiğinin kaydedildiği ancak 60 adet poliçe ile ilgili ödemelerin teslim edildiği imzaların şirket ortakları veya şirket muhasebecisine ait olup olmadığı hususunda tereddüt oluştuğu, bu hususun incelenmesi gerektiği, 51+ 27+ 115 = 193 adet poliçenin söz konusu deftere kaydedildiği halde kredi kartı ile veya nakit tahsilat bulunmadığı,
52 adet poliçede nakit tahsilat yapıldığı halde kasa defterinde tahsilat kaydı bulunmadığının belirtildiği halde el ürünü kasa defteri ve varsa makbuzlar ve poliçeler üzerinde imza ve yazı incelemesi yapılmadığı Adli Tıp Kurumu'na yaptırılan incelemede sigorta poliçeleriden sadece 11 adedinin üzerinde ve sadece sanığın imzaları açısından inceleme yapıldığı ve bu poliçelerden beş adedinde sanığın imzası bulunduğu, diğer altı adet imzanın sanığa ait olup olmadığı tespit edilemediğinin belirtilmesi karşısında; gerçeğin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkartılması açısından öncelikle katılanlara sanığa poliçe ve/veya makbuz düzenleme ve imzalama yetkisi verip vermedikleri vermemişlerse sanığın müşterilerden hangi nam ve sebeple para alarak kendilerine teslim etmesi gerektiği hususunun sorulup netliğe kavuşturularak, sanık ve katılanlar ile şirketin diğer ortağı ve şirket muhasebecisinin usulüne uygun şekil ve miktarda yazı ve imza örnekleri alınıp, karşılaştırmaya elverişli imzaları da temin edilerek, muhasebeci bilirkişiler tarafından belirtilen poliçeler açısından el ürünü kasa defterindeki kayıtların kim tarafından yazıldığı, paranın teslim alındığına ilişkin imzaların kime ait olduğu ve paranın teslimine ilişkin imza bulunmayan ve imzanın kime ait olduğu tespit edilemeyen kayıtlara ilişkin poliçelerin kim tarafından düzenlenip imzalandığı, söz konusu poliçelerle ilgili para tahsiline ilişkin makbuz bulunup bulunmadığı varsa kim tarafından düzenlenip imzalandığı, sanık tarafından imzalandığı tespit edilen beş adet poliçenin ve tanıklar.... ve ... Tatar'ın ifadelerinde belirttikleri poliçelerin tahsilatına ilişkin makbuz olup olmadığı, tahsil şekline ve alınan paranın kime teslim edildiğine ilişkin kasa defterinde kayıt olup olmadığı, varsa kim tarafından yazılıp imzalandıkları, sanık tarafından müşteriler adınada imza atılıp atılmadığı hususlarının uzman bilirkişi veya bilirkişi kuruluna usulü dairesinde inceleme yaptırılarak denetime olanaklı-ayrıntılı yeni bir rapor alınıp, elde edilen diğer delillerle birlikte değerlendirilerek, elde edilecek sonuca göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporu ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.