MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığa, yokluğunda verilen gerekçeli kararın, sanığın yargılama aşamasında yapılan sorgusu sırasında belirttiği ve aynı zamanda mernis sisteminde kayıtlı bulunan adresinden farklı bir adrese tebliğe çıkarıldığı, adresten taşındığı gerekçesiyle kararın tebliğ edilemediğinden 13.07.2011 tarihinde mahkemesine iade edilmesi üzerine, bu defa sanığın sorgusunda belirtmiş olduğu mernis adresine 13.10.2011 tarihinde doğrudan 7201 sayılı Tebligat Kanunu 35.maddesi hükmüne göre tebliğ edildiğinin anlaşılması karşısında; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 07.12.2010 tarih ve 2010/4-199-48 E-K sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, sanığın yokluğunda verilen mahkumiyet hükmünün, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine aykırı olarak daha önce usulüne uygun tebligat yapılamayan adresine tebliğ edilmiş olması nedeniyle, sanığın temyiz isteminin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu anlaşılmakla; bu nedenlerle bozma isteyen düşünce benimsenmeyerek yapılan temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın Nazilli ilçesi Yeşilyurt Mahallesinde kiracı olarak oturduğu ikamette ... aboneliği için müracaatta bulunarak abonelik sözleşmesini ağabeyi olan katılanın kimlik bilgilerini kullanarak imzalamak suretiyle özel belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda;
5237 sayılı Yasa'nın 58. maddesi uyarınca kişinin mükerrir sayılması için hükmün kesinleşmesinden sonra ikinci suçun 01.06.2005 tarihinden sonra işlenmesi yeterli olup, ilk suçun 1 Haziran 2005 tarihinden önce veya sonra işlenmesinin herhangi bir önemi bulunmadığından yasal olmayan gerekçe ile sanık hakkında Ayvalık Asliye Ceza Mahkemesince 05.06.2007 tarihinde verilen, 26.07.2007 tarihinde kesinleşen ve 06.04.2010 tarihinde infaz edilen, 2008/246 esas, 2008/272 karar sayılı 2640 TL para cezasına ilişkin sabıkasından dolayı tekerrür hükümlerinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
1- Özel belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Oluşa, sanığın savunmalarına, katılanın aşamalardaki beyanlarına ve tüm dosya kapsamına göre; ... antetli 4 sayfadan oluşan konut içi sözleşme içeriğinde ve kullanma taahhütnamesi asılları üzerinde katılan adına atılı bulunan imza ve yazıların yapılan kriminal incelemesi neticesinde düzenlenen 09.07.2010 tarihli ekspertiz raporunda; katılan adına atılı bulunan imzaların sanığın el ürünü olduğunun tespit edildiğinin anlaşılması karşısında; sanığın katılana yönelik gerçekleştirdiği sabit görülen eylemlerinin özel belgede sahtecilik suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA
2- Dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Sanığın, ... konut içi kullanım sözleşmesini başkasının kimlik bilgileri ile düzenlemek suretiyle söz konusu hizmetten faydalanarak herhangi bir ödemede bulunmamak suretiyle haksız menfaat temin etmesi şeklinde
gerçekleştirdiği sabit görülen eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,Ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK'nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun'un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükümde yer alan ''5237 sayılı TCK'nın 157/1, 52 maddeleri gereğince sonuç olarak verilen 100 gün adli para cezası karşılığı günlüğü 20.00 TL 'den olmak üzere 2000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ifadelerinin yerine '' 5237 sayılı TCK'nın 157/1 maddesi gereğince 5 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı yasanın 52/2 maddeleri gereğince verilen 5 gün adli para cezası karşılığı aynı yasanın 52. maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL 'den olmak üzere sonuç olarak 100.00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, yazılmak suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 03.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.