MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Mala Zarar Verme, İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali
HÜKÜM: Mahkumiyet, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına Dair Karar
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1-İş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karara yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 gün ve 2008/11-250-2009/13 sayılı ve 07.04.2009 gün ve 2009/3-64-83 sayılıkararlarında açıklandığı üzere 5728 sayılı Yasa ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 231.maddesi uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar aynı kanunun 231/12.maddesi gereğince itiraz yasa yolu açık olup, anılan kararının temyiz yeteneği bulunmadığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karara karşı sanık tarafından yapılan itirazların İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 21.01.2011 gün ve 2011/285 değişik iş sayılı karar ile red edilmiş olması ve CMK.nun 271/4.maddesi gereğince merciin itiraz üzerine verdiği kararın kesin olması karşısında, sanığın temyiz isteminin, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 317.maddesi gereğince REDDİNE,
2-Mala zarar verme suçundan verilen mahkumiyet kararının temyiz incelemesinde;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Sanığın simit fırını yakınlarında kendisinden ucuz simit satmasına sinirlendiği yaşı küçük mağdurun simit arabasının camını kırdığı iddia edilen olayda;
Medeni Kanunun 16. maddesi ve 15.4.1942 gün ve 14/9 sayılı Yargıtay içtihadı Birleştirme kararına göre, mümeyyiz küçükler kanuni mümessillerinin rızası olsun olmasın doğrudan doğruya şahıslarına karşı işlenmiş suçlardan şikayet hakkına sahip bulunduğu ve 15 yaşını bitirmeyen küçüklerin şikayetlerinin geçerli sayılmasının ancak mümeyyiz olduklarının raporla saptanmasına bağlı olduğu gözetilerek, dosyada mevcut ifade tutanaklarına göre 01.01.1997 doğumlu olduğunu açıklayan mağdur ...’ın nüfus kaydı getirtilerek suç tarihinde kesin yaşı belirlendikten sonra, 15 yaşını bitirmediğinin anlaşılması halinde mümeyyiz olup olmadığının doktor raporuyla tespit ettirilmesi, mümeyyiz olmadığı saptandığı taktirde şikayeti geçerli sayılamayacağından, mağdurun babasının da şikayetten vazgeçtiği anlaşılması karşısında, mümeyyiz değil ise babasının şikayeten vazgeçme beyanının geçerli olacağı, mümeyyiz ise mağdurun beyanına üstünlük tanınacağı, buna göre mağdurun mümeyyiz olup olmadığının tespiti ile sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tespit ve tayini gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.