KARAR
Güveni kötüye kullanma suçunda şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 24/07/2012 tarihli ve 2012/24633 soruşturma, 2012/12480 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Üsküdar 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 20/09/2012 tarihli ve 2012/1324 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 01/02/2013 gün ve 2012/2082/8334 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19/02/2013 gün ve 2013/37127 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığınca, hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçu bakımından şüpheli ile müşteki arasında hizmet ilişkisi bulunmadığı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 155/1.maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçu bakımından ise 6 aylık şikâyet süresinin geçtiğinden bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de,
Dosya kapsamına göre, şüphelinin müşteki İsmail Bülent Birant'a ait altınları teslim alarak değerlendirdiği ve müştekiye kar payı ödediğine dair mevcut deliller karşısında, sonradan şüphelinin altınları müştekiye iade etmeyerek devir olgusunu inkar etme şeklindeki eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 155/2.maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu ve şikayete bağlı olmaksızın soruşturulması gerektiği gözetilmeksizin, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dosyanın incelenmesinde, müşteki tarafından şüpheliye işletmek üzere şikayete konu altınların teslim edildiği ancak iade edilmediği iddia edilmiş olup, müşteki turizm ve taşımacılık işiyle iştigal eden şirketin yönetim kurulu üyesi, şüpheli ise aynı şirkette genel müdür yardımcısı ise de, suça konu altınların şirket malı olmadığı gibi şirket faaliyetiyle ilgisinin bulunmayıp müştekinin şahsi birikimleri olduğu ve bunların işletilmesinin, şüphelinin şirketteki görevi ve hizmet ilişkisiyle de ilgisinin bulunmadığının anlaşılması karşısında, iddia konusu eylemin TCK”nın 155/2.maddesi kapsamında bulunmadığı anlaşıldığından, altınların iadesi için müşteki tarafından şüpheliye 14/05/2012 tarihinde noter vasıtasıyla ihtarname
gönderildiği ve şüphelinin de 21/05/2012 tarihli cevabında altınları almadığını ifade etmesine göre, suç tarihinin, altınların verildiği bildirilen 14/07/2011 günü değil TCK’nın 155.maddesine göre “devir olgusunun inkar edildiği” 21/05/21012 tarihi olduğu bu durumda müştekinin 19-06/2012 günü şikayet tarihinin yasal süresi içinde yapılmış olduğu kabul edilmekle bu yönden de Kanun Yararına Bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının taktiri için dosyanın Adalet Bakanlığın'na sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15/04/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.