MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, iftira
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanıklardan... ve...'in kardeş,... ve ...'in sanık ...'in çocukları, sanık ...'in de ...'in eşi olduğu, ... İlçesinde oturan tüm sanıkların suç tarihinde ...'e geldikleri, daha sonra sanıklar... ve...'in, üzerlerinde 22 ayar ve 916 milyem damgası bulunan ancak Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürülüğünce düzenlenen bilirkişi raporuna göre daha düşük oranda milyem altın ihtiva eden ve düşük ayarlı olan toplam 7 adet sahte bileziği ... Kuyumculuk isimli iş yerini işleten Mağdur ...'a 3.550,00 TL bedelle satarak iş yerinden ayrıldıkları, sanıklar ... ve ...'in de aynı bileziklerden olan 11 adet sahte bileziği ise ... Kuyumculuk isimli iş yerini işleten mağdur ...'e 8.574,00 TL bedelle sattıkları, ancak Birkaç dakika sonra mağdurun bileziklerin sahte olduğundan şüphelenerek iş yerinden kısa bir mesafe uzaklaşan sanıkları iş yerine çağırıp satın aldığı bilezikleri iade ederek parasını geri aldığı, sanık ...'in olay nedeniyle alınan savunmasında suça konu sahte altınları sanık ...'in eniştesi olan ve ...İlçesinde ikamet eden mağdur ...'den borç olarak aldığını söylemesi üzerine mağdur ... 'in evinde arama işlemi yapılarak atılı suçla ilgili savunmasının alındığı, sanık ...'in tutuklanmasından sonra cezaevinden gönderdiği 30.07.2008 tarihli yazılı beyanında aralarındaki husumet nedeniyle ...'e iftira attığını, düşük ayarlı olarak bildiği söz konusu altınları daha önce çalıştığı Suudi Arabistan'dan kendisinin getirdiğini beyan ettiği, bu şekilde tüm sanıkların fikir ve eylem birliği içinde hareket ederek dolandırıcılık, ayrıca sanık ... iftira suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda,sanık savunması, mağdur ile tanık ifadesi, teşhis tutanağı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre suçların sanıklar tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Sanıkların Mağdur ...'e yönelik olarak işlemiş oldukları dolandırıcılık suçunun haksız menfaatin elde edilmesiyle tamamlandığı gözetilmeden, eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı kabul edilerek eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
1-Sanıklar ..., ... , ... ve ... hakkında mağdur ... yönelik doladırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükümleri ile sanık ... hakkında mağdur ... yönelik iftira suçundan verilen mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2-Sanık ... hakkında mağdur Murat Köker'e yönelik dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 106. maddesinin 4. fıkrasında, “Çocuklar hakkında hükmedilen; adli para cezası ile hapis cezasından çevrilen adli para cezasının ödenmemesi halinde, bu cezalar hapse çevrilmez. Bu takdirde onbirinci fıkra hükmü uygulanır.” hükmünün öngörülmüş olması karşısında, ödenmeyen adli para cezasının hapse veya diğer tedbirlere çevrilmesinin olanaklı olmayıp, anılan maddenin 11. fıkrası uyarınca 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun'a göre tahsil edilmesi gerektiği gözetilmeksizin, kararda, sanık hakkındaki “ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin ihtarına” denilerek hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK'nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun'un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasında yer alan "ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin ihtarına" ibaresinin hükümden çıkartılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3-Sanıklar ..., ..., ... , ... ve ... hakkında mağdur ...'a yönelik dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanıklar müdafinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a-Sanıkların mağdura sattıkları sahte altınların bedeli olan parayı daha sonradan getirip rızalarıyla iade etmeleri ve mağdurun şikayetten vazgeçmesi karşısında, sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 168/1. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
b-5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 106. maddesinin 4. fıkrasında, “Çocuklar hakkında hükmedilen; adli para cezası ile hapis cezasından çevrilen adli para cezasının ödenmemesi halinde, bu cezalar hapse çevrilmez. Bu takdirde onbirinci fıkra hükmü uygulanır.” hükmünün öngörülmüş olması karşısında, ödenmeyen adli para cezasının hapse veya diğer tedbirlere çevrilmesinin olanaklı olmayıp, anılan maddenin 11. fıkrası uyarınca 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun'a göre tahsil edilmesi gerektiği gözetilmeksizin, kararda, sanık ... hakkındaki “ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin ihtarına” denilerek hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.12.2014 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy