MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi hâlinde, nitelikli hali oluşmaktadır.
Sanık ...'ın muhasebeci ve mali müşavir olduğu, diğer sanığın da bu müşavir bürosunda çalışanın oğlu olduğu, katılan ...'ın 12/03/2008 tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletnameyle emeklilik işlemleri ile ilgili sanıklara vekalet verdiği, sanık ...'ın da emeklilik işlemlerini takip ettiğine ve emeklilik maaşlarını alacağına dair taahhüt içeren metin imzaladığı, ...'ın emeklilik işlemlerinde kullanılmak üzere sanıklara 7.500,00 TL para verdiği, ayrıca iş ve işlemlerinin takibi için 450,00 TL ücret ödediği, sanıkların, meslek ilişkisi çerçevesinde emeklilik iş ve işlemlerinde kullanılmak üzere sarfetmek için almış oldukları 7.500,00 TL parayı amaçları dışında kullandıkları, üstlendikleri işi yapamamalarına rağmen parayı iade etmedikleri, yine sanık ...'nin, katılan ...'ın babasının emeklilik işlemlerini yapmayı üstlendiği, bu işlemlerde kullanmak üzere meslek ilişkisi çerçevesinde katılandan 12.000,00 TL ve 3.000,00 TL parayı defaten aldığı, üstlendiği işi yapamaması nedeniyle aldığı 3.000,00 TL'yi katılana iade ettiği, ancak bu işlemlerin yapılması için kendisine verilen 12.000,00 TL parayı amacı dışında kullandığı ve katılana iade edemediği anlaşılan olayda; sanıkların eyleminin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanıklar hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı ceza alt sınırdan belirlendiği halde yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle adli para cezası tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılmak suretiyle tespit edilerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK'nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; sanık ... hakkında katılanlar ... ve ...'a karşı, sanık ... hakkında katılan ...'a karşı hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçlarından kurulan hüküm fıkralarından adli para cezalarına ilişkin sırasıyla “420 gün”, “350 gün” ve “7000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine sırasıyla “5 gün”, “4 gün” ve “80 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 17.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy