MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi hâlinde, nitelikli hali oluşmaktadır.
Sanık ...'ın müştekinin şube müdürü olarak görev yaptığı, ...Kargo ... Şubesinde kurye olarak çalıştığı, ...'dan ... şirketi tarafından ...'da bulunan ...Ticaret Limited Şirketine görderilen 6 adet ve 30 adet cep telefonu bulunan iki kolinin şubeye teslim edilmesinin ardından alıcısına teslim edilmek üzere kolilerin kargoda kurye olarak çalışan sanığa, teslim edildiği, sanığın kendisine teslim edilen suça konu iki adet koliyi çalındığını beyan ederek alıcısına teslim etmediği, olayda:
Kurye olan sanığın, yaptığı işi gereği kendisine teslim edilen içerisinde 6 ve 30 adet olmak üzere toplam 36 adet cep telefonu bulunan iki ayrı koliyi ilgililerine teslim etmemesi, savunmasında başka gönderilerle birlikte sözkonusu kolileride teslim için araçla seyir halinde iken kendisine sorulan başka bir gönderiyi kontrol etmek için durduğunda araç kapısının açık olduğunu kolinin eksik olduğunu gördüğünü belirttiği halde iş yerine telefon ettiği gerekçesiyle olayı polise bildirmemesi, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı karşısında; sanığın eyleminin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı ceza alt sınırdan belirlendiği halde yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle adli para cezası tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılmak suretiyle tespit edilerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK'nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “120 gün” , “100 gün” ve “2000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine sırasıyla“ 5 gün” , “ 4 gün” ve “ 80 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 17.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy