MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, bir arkadaşı vasıtasıyla katılanla tanıştığı, katılana üst düzey bürokratları tanıdığını söyleyerek güven tesis ettiği, katılanın ecrimisil ve prim borcu olması nedeniyle, bu borçlarda indirim yaptıracağını, aylık taksitleri kendisine ödemesi gerektiğini söylediği, katılanın sanığa güvenerek 12.01.2007- 12.09.2007 tarihleri arasında her ay düzenli olarak sanığın eşinin banka hesabına ödeme yaptığı, bu suretle sanığın toplam 21.450 TL menfaat temin ettiği ve dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia ediliği olayda; sanık beyanı, katılan ve tanık ifadeleri, banka havaleleri, kurum yazıları ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın mahkumiyetine yönelik kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanık hakkında belirlenen temel gün adli para cezasının, para cezasına çevrilmesi sırasında uygulanan kanun maddesi olan TCK'nın 52/2. maddesinin gösterilmeyerek 5271 sayılı CMK'nın 232/6. maddesine aykırılık oluşturulması,
2-Ceza ölçü biriminin Türk Ceza Kanunun 61/6. maddesi hükmünde düzenlendiği; buna göre, "Hapis cezasının süresinin, gün, ay ve yıl olarak belirleneceği, bir gün 24 saat, bir ay 30 gün olduğu, yıl hesabının da resmi takvime göre hesap edileceğinin” belirtildiği, mahkeme tarafından alt hadden uzaklaşılarak sanığa 2 yıl hapis cezası verildikten sonra, TCK'nın 43/1. maddesi gereğince 1/4 oranında arttırım yapılmak suretiyle 2 yıl 6 ay hapis cezasına hükmedildiği, bu cezadan da TCK'nın 62. maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılarak belirlenecek cezanın 1 yıl 13 ay olarak belirlenmesi yerine, sanığın 5 gün aleyhine olacak şekilde 2 yıl 1 ay olarak belirlenmesi,
3-5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK'nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılıkların yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun'un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, ilgili hüküm fıkrasına “TCK'nın 52/2 maddesi gereğince” ibaresinin eklenmesi suretiyle, hüküm fıkrasından, hapis cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla “2 yıl 1 ay” hapis cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, “1 yıl 13 ay “ hapis cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle ve ayrıca hüküm fıkrasından, 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, "5237 sayılı TCK'nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın c bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına" denilmek suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 17/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy