MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanıkların, bir günlüğüne kiraladıkları araç ile seyir halinde iken, yol üzerinde bekleyen müştekiyi şehir merkezine götürmek için araçlarına aldıkları sanık ...' nın arabayı kullandığı sırada diğer sanık ... ' ın müşteki ile sohbete başladığı ve müştekiye uzun zamandır yurt dışında bulunduğunu, annesinin kanser hastası olduğunu, annesinin vasiyeti gereği fakirlere yardım etmek istediğini, yanında döviz bulunduğunu söyleyerek Emanetin 2009/ 3342 sırasında kayıtlı olan parayı gösterdiği, bu paranın 500 EURO olduğunu ve değerinin 1000 TL' den fazla olduğunu, bu paradan 800 TL yardım dağıtmak istediğini ifade ederek bu parayı müştekiye verdiği ve müştekiden para üstü olarak 200 TL istediği, müştekinin kendisine verilen paranın 500 EURO olduğunu zannederek cebinde bulunan 200 TL'yi sanığa verdiği, müştekinin arabadan indikten sonra kendisine verilen parayı bozdurmak üzere döviz bürosuna götürdüğünde paranın EURO olmadığı ve değerinin çok düşük olduğunu öğrendiği, şikayeti üzerine sanıkların içinde bulundukları aracın kollukça takip edildiği ve araçta yapılan araştırmada müştekiye verilen paranın aynısı olan 21 adet daha paranın sanıkların yanında bulunduğunun tespit edildiği, böylece sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek dolandırıcılık suçunu işledikleri sabit olmakla mahkumiyet kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık ...’nın, diğer sanık ...’ın eylemine iştirak ettiği ve dolayısıyla suça iştirak eden konumunda olduğu gözetilmeden, hakkında TCK'nın 39. maddesinin uygulanması suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sair temyiz itirazlarının reddine; ancak;
Sanıklar hakkında hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılık aynı Kanunun 322. maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla sanık ... hakkında kurulan hüküm ile ilgili olarak "200 gün", "40 gün" ve " 800 TL" adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla "5 gün", "2 gün" ve "40 TL" adli para cezası; sanık ... hakkında kurulan hüküm ile ilgili olarak ise "120 gün", "60 gün", "20 gün" ve " 400 TL" adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla "5 gün", "2 gün", "1 gün" ve "20 TL" adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 18.12.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy