MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, şikayetçinin çalıştığı ... çay ocağına giderek, bir çay istediği, bu sırada sürekli olarak telefonda ... Ağabey diye hitap ettiği birisi ile konuştuğu, konuşması bittikten sonra, katılana hitaben babasının emniyet müdürü, kendisinin de polis memuru olduğunu, Sümer Polis Karakolu'nda çalıştığını söylediği, sohbet sırasında katılana istemesi halinde kendisini emekli yapabileceğini söylediği, katılanan zaten emekli olduğunu söylemesi üzerine 90,00 TL vermesi halinde ...isimli Valilik yakınında bürosu bulunan arkadaşının yanında çalışıyormuş gibi gösterip Vakıf Bank'tan emekli olmasını sağlayabileceğini anlattığı, şikayetçinin parasının olmadığını söylemesi üzerine, ertesi gün parayı bulması haline birlikte arkadaşının yanına gitmeyi teklif ettiği, “sen aşağıda beklerken ben işini hallederim” dediği, ertesi gün buluşmak üzere anlaştıkları, katılanın emniyet müdürlüğüne gidip sanığı sorduğunda böyle bir polis memurunun bulunmadığını öğrendiği,
sanığı ihbar edip yakalattırdığı somut olayda; sanığın ikrarı ve katılanın beyanları karşısında sanığın kanunda öngörülen icrai faaliyetlerine başladığı, hileli hareketlerini tamamladığı ancak henüz haksız menfaati temin edemediği, gözetilerek dolandırıcılık suçunun teşebbüs aşamasında kaldığına yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiş, tebliğnamedeki bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 10 tam gün olarak tayin edilmesi;
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “10 gün” , “5 gün”, “4 gün” ve “80,00 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “2 gün”, “1 gün” ve “20,00 TL” ibaresi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 18.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy