MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın yokluğunda verilen kararın Tebligat Kanunu'nun 21. maddesi uyarınca, sanığa tebliğ edilmiş ise de, Tebligat Tüzüğü'nün 28. maddesi uyarınca sanığın komşusu olarak annesinin ismi yazılıp, imzası alınmadan yapılan tebligat geçersiz olduğundan, sanığın temyiz talebinin öğrenme üzerine ve süresinde kabul edilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanın doğal taş pazarlama işi ile uğraştığı, katılanın internetteki ilanını gören sanığın, ... numaralı hattan arayarak elinde doğal taş bulunduğunu söylediği, 1-2 gün sonra yine sanığa ait olduğu tespit edilen ... numaralı hattan arayıp kendisini ... olarak tanıtan bir kişinin ...'nda inşaatı olduğunu, 80 ton kayrak taşına ihtiyacı olduğunu söylediği, bunun üzerine katılanın aracılık yapıp para kazanmak amacıyla sanığı arayıp 80 ton kayrak taşı siparişi vermek istediği, sanığın önceden kurguladığı mizansen gereği araçlarının mazotunun bulunmadığını bu nedenle nakliyeyi yapamayacağını söylediği, bunun üzerine katılanın yakıt parası olarak 2.000,00 TL parayı sanığın hesabına havale ettiği, ancak taşların kendisine gönderilmediği somut olayda; sanığın ocağı su bastığı için taşları gönderemediğine ilişkin savunmasına karşın; olayda kullanılan her iki telefonun da sanığa ait olduğunun tespit edildiği gözetilerek önceden kurgulanan bir mizansen gereği katılanın hileli hareketlerle aldatıldığı gerekçesi ile dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
TCK'nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki "velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun" sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak; bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkralarındaki 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümlerin tamamen çıkarılıp yerine, "5237 sayılı TCK'nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın (c) bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına" ifadesinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 18.12.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy