MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Belirlenen hapis cezası, adli para cezasına çevrilirken, uygulama maddesi olarak 5237 sayılı TCK'nın 50/1-a maddesi yazılmamış ise de, bu eksikliğin mahallinde tamamlanması mümkün görülmüştür.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK'nın 158/1-d bendinde belirtilen,Kamu kurum ve kuruluşlarının,kamu meslek kuruluşlarının,siyasî parti,vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi,nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi,bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının,ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için,bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma,bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanıkların, temyiz dışı sanık ...'in sevk ve idaresindeki araçla müştekinin iş yerine gittikleri, ...araç içerisinde beklerken sanıklar ve temyiz dışı sanık ...'un müştekiye ait işyerine girerek kendilerini Sosyal Güvenlik Kurumu müfettişi olarak tanıtıp iş yerinde denetim yapacaklarını söyleyip, yakalarındaki SSK'ya ait sahte bir kimlik kartı göstererek iş yerine ait belgeleri denetlemek için istedikleri, işyerinde sigortasız çalışan olup olmadığını sordukları, müştekinin yeni aldığı işçiler olduğunu söylemesi üzerine, ceza tutanağı tutmaları gerektiğini, ancak 2.000 TL ödeme yapılması halinde tutanak tutmayacaklarını söyledikleri, bu esnada müştekiye telefon eden komşu esnafın gelenlerin dolandırıcı olabileceğini bildirmesi üzerine, müştekinin sanıkları oyalamak için yemek parası adı altında 30 TL parayı sanıklara verdiği, dışarıda çevreyi gözetlemekte olan temyiz dışı sanık ...'in telefon ederek içerdeki sanıkları uyardığı, sanıkların telaşla başka bir yerde iş kazası olduğunu söyleyerek olay yerinden kaçtıkları, böylece sanıkların nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda, sanık, katılan ve tanık beyanları, teşhis tutanağı ile tüm dosya kapsamına göre, suçun sanıklar tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Müştekinin 30 TL parayı sanıklara verdiği, sanıkların da hileli hareketlerle aldıkları parayı alarak işyerinden uzaklaştıkları dikkate alınarak, sanıkların tamamlanmış nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkumiyetleri yerine nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçundan mahkumiyet kararı verilmiş ise de, aleyhe temyiz bulunmadığından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 22/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy