MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Dolandırıcılık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık ... hakkında verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanığın sorguda bildirdiği adrese usulüne uygun olarak Tebligat Kanun'un 35. maddesine göre tebligat yapılmasına rağmen sanığın süresinde temyiz talebinde bulunmadığı, temyizde sürenin ne zamandan itibaren başladığının karar yerinde yazılmamasının bu aşamada tebligatın geçerliliğini etkilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Sanığın yokluğunda verilen 24/02/2010 tarihli kararın sanığa 26/05/2010 tarihinde tebliğ edildiği, sanığın yasal süresi geçtikten sonra yaptığı 03/03/2011 tarihli temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Sanık ... hakkında verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık ve temyiz dışı sanık ...'ın, katılanın işyerine giderek kendilerini ... Nakliyat Otomotiv Sanayii ve Ticaret limited Şirketi yetkilisi ve ortağı olarak tanıtarak ve şirket kaşesini de göstererek, iskele demiri kiralamak istediklerini söyledikleri, katılan tarafından teslimat yapılmasına rağmen sanık ve arkadaşının parayı ödemeyerek aldıkları eşyalarla birlikte ortadan kayboldukları, yapılan araştırmada bahsi geçen şirketin daha önce terk edilen bir şirket olduğunun belirlendiği, böylece sanığın, diğer arkadaşıyla birlikte hileli hareketlerle haksız menfaat temin etmek suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda,
Sanığın, ticari bir şirketin faaliyeti çerçevesinde hareket etmek suretiyle haksız menfaat temin ettiğinin iddia edilmiş olması karşısında, eylemin, 5237 sayılı TCK'nın 158/1-h maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdir ve değerlendirmesinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla yazılı şekilde sanığın mahkûmiyetlerine hükmolunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Kanun'un 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 26/01/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.