MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan,söz konusu suç,seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma,yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Sanıkla katılanın kardeş olup evlerinin de birbirlerine komşu olduğu, sanığın, katılana kızarak ona ait priket duvarı yıktığı, böylece sanığın mala zarar verme suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda,
Türk Medeni Kanununun 706., Borçlar Kanunu'nun 213. ve 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazların harici veya fiili taksimi ile paylarının mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz. Ne var ki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşmayla belirlenmiş ya da fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre de paydaşlar bu durumu benimsemişlerse, kayıtta paylı, eylemli olarak bağımsız bu oluşumun resmi taksim yapılana veya ortaklığın giderilmesine kadar "ahde vefa" (sözde sadakat) kuralı doğrultusunda korunması gerekir. Bu hukuksal
olgular ışığında gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması açısından, sanığın söz konusu duvarın ve o bölgedeki yapıların kendisine ait olduğunu, aralarında bu hususta adi bir sözleşme yapıldığını belirtmekle duvarın bulunduğu taşınmaza ait mülkiyet veya zilyetlik belgelerinin ilgili kurumlardan getirtilmesi, tarafların sunacakları sözleşme ve diğer belgelerin aslı ile mirasçılık belgesinin onaylı suretinin dosyaya konulmasından sonra refakate uzman bilirkişiler alınarak mahallinde keşif icra edilmesi, söz konusu duvarın veya duvarın bulunduğu taşınmazın kime ait olduğu, tarafların ortak kullanımında bulunup bulunmadığı, yapılan fiili taksim ya da sözleşmeyle sanığa bırakılan alan içinde kalıp kalmadığı, sunulan sözleşmenin, adı geçen taşınmaza ve duvarla ilgili olup olmadığı hususlarında denetime elverişli rapor alınması, taşınmazın ve duvarın kime ait olduğu ve fiilen kim tarafından kullanıldığı ile ilgili tanıkların dinlenilmesi, sonucuna göre sanığın suç işleme kastıyla hareket edip etmediğinin de karar yerinde tartışılarak hukuki durumun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy