MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan,söz konusu suç,seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Sanığın husumetli olduğu şikayetçiye ait işyerine araçla gelerek, kapalı olan işyerinin vitrin camına yerden aldığı taşla vurarak kırdığı iddia edilen olayda,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Dosya içeriğine göre,sanığın 21/11/2012 tarihli celsede şikayetçinin suçtan doğan zararını gidermek istediğini ancak şikayetçinin makbuz vermeyeceğini söylemesi nedeniyle zararı gidermediğini, mahkemeye de parayı teslim edebileceğini söylemesi karşısında, şikayetçinin duruşmaya çağrılarak, sanık beyanının doğru olup olmadığı, zararın giderilmemesinin kendisinden kaynaklanıp kaynaklanmadığının sorulması, gerekirse şikayetçi adına banka ya da posta havalesi suretiyle paranın ödenmesi imkanı sağlanıp sonucuna göre, sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken,eksik inceleme yapılarak yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabule göre de,5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, altsoyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06/05/2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy