MAHKEMESİ : Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
Dolandırıcılık suçlarından sanıklar .... haklarında verilen mahkumiyet hükümleri ve sanık ..... hakkında katılan ....'ye karşı dolandırıcılık suçundan verilen "beraat" hükmü, sanık ... müdafii, sanık .... müdafii, sanık ... müdafii ve sanık .... müdafii ile katılanlar ...... vekili, .... vekili, ...... vekili ve ...... ile ...... ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
I) Dolandırıcılık suçundan sanıklar ....... haklarında verilen mahkumiyet hükümlerine yönelen katılan ......'in temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Katılan .....'in yüzüne karşı tefhim olunan yokluğunda verilip 10/12/2012 tarihinde tebliğ olunan 16/11/2012 tarihli mahkumiyet hükümlerine yönelik, yasal süresi geçtikten sonra yaptığı, 18/12/2012 havale tarihli dilekçesi ile vaki temyiz talebinin, 5320 sayılı kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 317.maddesi uyarınca REDDİNE,
II) Dolandırıcılık suçlarından sanıklar ...... haklarında verilen mahkumiyet hükümlerine yönelen sanıklar müdafiileri ile kendilerine yönelen fiiller açısından katılanlar ...... vekilleri ile katılan .....'ın ve Cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarının incelenmesinde ise:
Sanık .... müdafiinin, vaki duruşmalı inceleme isteminin hükmolunan cezaların sürelerine göre koşulları bulunmadığından 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 318.maddesi uyarınca REDDİNE,
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi,kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
1-) Sanıkların, 2002 yılından 2008 yılına kadar katılanlardan uzun bir süreç içerisinde "kar payı" karşılığında paralar topladıkları, bilirkişi raporunda da ortaya konulduğu üzere hesap hareketlerinin izlenebildiği, bir çok kez mağdurlara kar payı adı altında geri ödemelerin de yapıldığı, bir kısım mağdurların sonuç itibariyle kazançlarının da tespit edilmesi karşısında; sanıkların "....izin almaksızın banka gibi faaliyet gösteren ya da mevduat kabul eden yahut katılım fonu toplayan gerçek kişiler..." olarak fiillerinin Bankacılık Kanununun 150.maddesinde tanımlanan "İzinsiz Faaliyette Bulunmak" suçunu oluşturup oluşturmayacağı da karar yerinde tartışılarak varılacak sonuca göre hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken yazılı şekilde hükümler kurulması,
2- Kabule göre de; sanık ..... ve vekilinin şikayetçi-mağdur .....'nin zararının giderildiğine ilişkin beyanda bulunmaları ve .....'ın 18/12/2012 tarihli dilekçesinde de bu durumu doğrulaması karşısında; katılandan hükümden önce zararlarının kısmen veya tamamen giderilip giderilmediği ve kısmen geri verme veya tazmin var ise etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması açısından rızası bulunup bulunmadığı sorulup sonucuna göre TCK'nın 168.madde hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanıklar müdafiileri, katılanlar vekilleri ve katılan.....'ın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereğince hükümlerin halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca, BOZULMASINA, 10/03/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy