Tebliğname No : 15 - 2013/103931
MAHKEMESİ : Ankara Batı 1. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 06/11/2012
NUMARASI : 2012/404 (E) ve 2012/768 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Yaşın küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı ,ayyaşlık veya bunlara benzer durumlarda bulunma dolayısıyla, fiil ve hareketlerin saikini ve sonuçlarını doğru olarak algılayamayan kişilerin dolandırılması, TCK'nın 158/1-c bendiyle ağırlaştırıcı neden kabul edilmiştir.
Algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle kişilerin aldatılması daha kolaydır. Algılama, duyu organları aracılığıyla, olay, nesne ve ilişkileri birbirinden ayırt etme demektir.Yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk, uyuşturucu etkisinde bulunma yada bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olan kişilerin aldatılması suçun konusudur.
Mağdurda zayıf da olsa bir irade, zayıflamış bilinç var olmalıdır. Akla uygun davranma demek, belli bir olay karşısında normal insanlardan çoğunun izleyeceği davranışa uygun hareket etmek demektir. Hâkim, somut olayın mahiyetini, kişinin içerisinde yaşadığı sosyal çevreyi, gelişme derecesini,muhakeme ve fikrî becerisini göz önünde tutarak değerlendirme yapacaktır.
Algılama yeteneğinin çok zayıf olması veya hiç olmaması halinde, aldatılması gereken bir irade söz konusu olmayacağından dolandırıcılık suçundan bahsedilemeyeceğinden hırsızlık suçu söz konusu olacaktır. Ceza sorumluluğu olmayan 12 yaşını bitirmemiş çocukların ve tam akıl hastalarının yaptıkları hareketlerin anlam ve sonuçlarını bilemiyeceklerinden aldatılmalarından ve dolandırılmalarından bahsedilemez.12 yaşını tamamlayıp 15 yaşını tamamlamıyan çocukların algılama yeteneklerinin bulunup bulunmadığı araştırılarak, bulunmaması halinde eylem, hırsızlık suçunu oluşturacaktır. Fail, bilerek mağdura uyuşturucu madde vererek veya sarhoş ederek onun algılama yeteneğini azaltmış ise ve oluşturulan bu zayıflık anında mal alınmışa eylem, TCK'nın 148/3 kapsamında mefruz cebir kapsamında değerlendirileceğinden yağma suçunu oluşturacaktır.
Sanık ile katılanların uzaktan akraba oldukları, sanığın, katılan A.. Ö..'ın özürlü olduğunu bilerek onu Songül isimli bir kızla evlendireceğini söyleyip kandırarak, katılan ile birlikte Sincan Akbank Şubesine gittikleri, katılanın kimliğini alarak adına kredi kartı formu düzenlediği ve formu katılana imzalattırıp onun adına kredi kartı başvurusunda bulunduğu, kredi kartı çıktıktan sonra sanık ile katılan Ahmet'in bu kartla değişik tarihlerde alışveriş yaptıkları, sanığın bu kartla kendisine 100 TL'lik kontör yüklettirdiği, 50 TL'lik alışveriş yaptığı, bunun haricinde başka yerlerde de harcamalar yaptıkları, ayrıca katılanın özürlü maaşını da çekip sanığa verdiği, bu parayı da beraber harcadıkları, mağdur adına düzenlenen Axses kartıyla değişik marketlerde alışveriş yaptıkları iddia olunan somut olayda, dosya içerisinde bulunan Sincan Devlet Hastanesince düzenlenen 21.10.2009 tarih ve 2681 sayılı Özürlü Sağlık Kurulu Raporuna 13.10.2009 tarihi itibarı ile hafif derecede mental retardasyon (IQ 50-69) ve epilepsi (bazı günlük aktiviteleri engelleyen sık nöbet) tanıları ile %70 oranında özürlü olduğunun belirtilmesi, Sincan Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 15.05.2012 tarihli raporda da ..''yapılan muayenesinde şuur açık koopere oryente yapılan söyleşide ifadeler samimi sorulan sorulara verilen cevaplar mantıklı, olayın idrakinde olduğu ancak mental retardasyon nedeni ile kolay ikna edilebilir yapıda olduğu ve zaafından yaralanılarak aldatıldığı anlaşılmış olduğu ancak TCK'nın 158/1-c anlamında algılama yeteneğinin zayıf olmadığı kanaatinin belirtilmesi ve olayın gelişimi de dikkate alındığında, katılanın algılama yeteneğinin zayıf olup olmadığına dair, Ruh Sağlığı Hastalıkları Hastanesi sağlık kurulu ya da Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Gözlem İhtisas dairesinden rapor aldırılmasının gerekmesi ,bu nedenlerle sanığın eyleminin, 5237 Sayılı TCK'nun 158/1-c maddesinde düzenlenen kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmadığına ilişkin delilleri takdir ve tartışmasının üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken duruşmaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı yasanın 326/son maddesi uyarınca cezanın miktarı itibariyle kazanılmış hakkın gözetilmesine, 30.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy