Dolandırıcılık suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 157/1,62,52/2,52/4,53,63 maddeleri gereğince 3 yıl 4 ay hapis ve 20.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/06/2012 tarih ve 2012/478 E. 2012/633 Karar sayılı karar aleyhine-lehine vaki temyiz istemi üzerine bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16/11/2012 gün ve 2012/261379 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmiş, Dairemizin 03.07.2014 tarih ve 2012/20327 esas 2014/13316 karar sayılı kararıyla hükmün Onamasına karar verilmiştir.
6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun yürürlüğe girmesi üzerine anılan kanunun 99. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 308.maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan itiraz üzerine Dosya incelenerek gereği düşünüldü.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz dilekçesinde ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden KABULÜNE,
Dairemizin 03.07.2014 gün ve 2012/20327 esas 2014/13316 karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık ...'ın hükmü temyiz etmeyen sanık ...'le birlikte katılanın işyerinin yakınına geldikleri, ...'ün, sanık ...'ın temin edip bozdurması için verdiği altın görünümlü bilekliği alarak katılana ait işyerine girip bozdurmak istediğini söylediği, katılanın bilekliği kontrol edip, patentinde 14 ayar olduğu anlamına gelen 585 ibaresinin bulunması ve bilekliği ayar taşına sürterek, üzerine asit dökerek yaptığı kontroller sonucunda, sahte olmadığını düşünerek, tartıp 12,24 gram gelmesi nedeniyle 550 TL karşılığında aldığı, ancak sözkonusu bilekliği toptancıya satmak istediğinde sahte olduğunun anlaşıldığı olayda; sanık ...'ın eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
2-Sanığın adli sicil kaydında yer alan ve tekerrüre esas olan Konya 5. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 14/10/2010 tarih 2009/1297 esas, 2010/1074 karar sayılı ilamı nedeniyle, 5237 sayılı TCK'nın 58. maddesi uyarınca cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve ayrıca cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık, sanık müdafii ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK'nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılıp yerine, “5237 sayılı TCK'nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” cümlesi eklenmek ve hüküm fıkrasına "Sanığın adli sicil kaydında yer alan ve tekerrüre esas olan Konya 5. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 14/10/2010 tarih 2009/1297 esas,2010/1074 karar sayılı ilamı nedeniyle, 5237 sayılı TCK'nın 58. maddesi uyarınca cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına" ibaresinin eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 01.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy