MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Davanın reddi
Sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan açılan davanın reddine ilişkin hüküm, o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın, ... ilçesinde ... Otomotiv adlı iş yerinin sahibi olduğu, katılanların ...plaka sayılı aracı sanığa kiralaması amacıyla teslim ettikleri, sanığın bu aracı başka bir kişiye sattığı, bu şekilde atılı suçu işlediği iddia edilen olayda;
5271 sayılı CMK'nın 223/7. maddesinde yer alan "aynı fiil nedeniyle aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir" ve 1982 Anayasası'nın 141/3. maddesinin "davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargının görevidir" düzenlemeleri ile 11 Nolu Protokol İle Değişik İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetlerini Korumaya Dair Sözleşmeye Ek Nolu 7 Nolu Protokolün Onaylanmasına dair 10/03/2016 tarih ve 6684 sayılı Kanunla kabul edilerek 25/03/2016 tarihli ve 29464 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine ek 7 no'lu protokolün 4/1. maddelerinde yer alan "hiç kimse bir devletin ceza yargılama usulüne ve yasaya uygun olarak kesin bir hükümle mahkum edildiği ya da beraat ettiği bir suçtan dolayı aynı devletin yargısal yetkisi altındaki yargılama usulleri çerçevesinde yeniden yargılanamaz veya mahkum edilemez" düzenlemesi birlikte değerlendirildiğinde, kesinleşmiş bir hüküm varsa, bu kesin hükme konu dava yargılaması devam eden davadan sonra açılmış da olsa, kesin hükmün dokunulmazlığı gözetilerek yargılaması devam eden davanın reddinin uygun olacağı düşünülmektedir. Oysa, bir kimse hakkında aynı suç nedeniyle birden fazla dava açılamamasına ilişkin ilke, kural olarak devam eden davalardan sonra açılanın reddiyle ilgilidir.
Sanık hakkında, temyiz incelemesine konu dosyada 22/10/2010 tarihli iddianame ile kamu davası açılması ve 21/02/2013 tarihli hüküm ile davanın reddine karar verilmesi, İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 11/06/2013 tarih ve 2011/23 (E) ve 2013/44 (K) sayılı ilamı ile sanık hakkında verilen beraat hükmüne dayanak iddianamenin ise, 20/09/2011 tarihli olması, UYAP üzerinden yapılan inceleme sonucunda sanık hakkında aynı eylem nedeniyle İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan dava hakkında verilen beraat hükmünün, o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 15/01/2015 tarih ve 2014/6682 E, 2015/147 K sayılı ilamı ile bozulması nedeniyle henüz kesinleşmediğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında aynı eylem nedeniyle önceden açılmış davanın temyize konu dava olduğu ve sonradan açılan dava sonucu verilen hükmün kesinleşmediği de gözetilerek, İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi'nin dosyası ile temyize konu dosyanın mümkün ise birleştirilmesi ile tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması, anılan dava dosyasının sonuçlandırılarak hükmün kesinleşmiş olması sebebi ile birleştirmenin mümkün olmaması halinde ise, anılan dosyanın temyize konu olayla ilgili kısımlarının denetime imkan verecek şekilde dosya içine alınarak değerlendirme yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca, hükmün BOZULMASINA, 13/07/2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.