MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık ...'in, daha önceden tanıdığı tanık...'a elinde Osmanlı lirası olarak bilinen altın olduğunu ve satmak istediğini söylemesi üzerine tanık...'un bu konuşmadan katılana bahsettiği ve ...'de sanıklarla buluştukları, sanık ...'ın iki adet numune altın göstererek 15 kilo altın için 60.000 TL istediği, katılanın ise ilk olarak 15.000 TL verebileceğini söylemesi üzerine anlaştıkları, katılan ve tanığın yanlarına aldıkları 9.000 TL ile tekrar ...'ye gittikleri ve sanıklarla bir kahvede buluştukları, sanık ...'ın katılandan 9.000 TL'yi alarak ... isimli bir şahısla görüşüp geleceklerini söylediği, bir süre sonra sanıkların döndüğü, ...'ın 9.000 TL'yi iade edip paranın yetersiz olduğunu söylemesi üzerine sanık ...'in araya girerek “buralara kadar gelmişler, biz ...'i ikna ederiz, altınları getirelim” dediği ve 9.000 TL parayı alarak olay yerinden ayrıldıkları ancak geri dönmediklerinin iddia edildiği olayda,
1-Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
Sanığa 28/02/2014 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ olunan mahkumiyet hükmüne yönelik, sanığın yasal süresi geçtikten sonra yaptığı, 25/03/2014 tarihli temyiz başvurusunun, 26/03/2014 tarihinde verilen ek karar ile reddedildiği, sanığa 06/05/2014 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ olunan ret kararına yönelik, sanığın yasal süresi geçtikten sonra yaptığı 17/10/2014 tarihli temyiz başvurusunun 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
Sanık, tanık ve katılan beyanları, görüntü inceleme ve teşhis tutanağı ile tüm dosya kapsamına göre eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak;
5237 sayılı TCK'nın 52/4 maddesine göre; kararda, para cezasının yirmi dört eşit taksitle ödenmesine karar verildiği halde, taksit aralığının açık bir şekilde gösterilmemiş olması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK'nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun'un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükmün ilgili kısmına "para cezasının birer ay arayla yirmi dört eşit taksitle ödenmesine" ifadesi yazılmak suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 17/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy