Nitelikli dolandırıcılık suçundan sanıklar ... ile...'un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158/1-e, 168/2 ve 62. maddeleri gereğince ayrı ayrı 1.900 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmalarına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair .... Ağır Ceza Mahkemesinin 16/09/2009 tarihli ve 2009/109 esas, 2009/225 sayılı karar aleyhine Yüksek ... Bakanlığınca verilen 02.12.2014 gün ve 2014/21778/72466 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11/12/2014 gün ve 2014/395152 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, rahatsızlanması nedeniyle .. Hastanesine sevkedilen ...'in sosyal güvencesi bulunmaması nedeniyle hastaneye kabul edilmemesi üzerine, annesi olan sanık ... ile sanık ...'in, ...e ait yeşil kart ile ..in hastaneye girişinin yapmaları, durumu acil olarak nitelendirilerek derhal ameliyata alınarak tedavisinin yapılmasından ibaret olayda; sanıkların ...'in tedavisinin biran önce yapılması amacıyla hareket ettikleri gözetildiğinde ve taraf devlete bireyin yaşama hakkını koruma ödevi yükleyen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin hükümleri ile acil sağlık hizmetlerinin bedelinin hizmet alan kişinin ödeme imkanları doğrultusunda tahsil edileceğine dair Acil Sağlık Hizmetleri Yönetmeliğinin 37.maddesindeki düzenlemeler nazara alındığında, nitelikli dolandırıcılık suçunun yasal unsurları oluşmadığı hâlde sanıkların beraati yerine yazılı şekilde karar tesisinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
CMK'nın 231/5. maddesinde "hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder" şeklindeki düzenleme karşısında, henüz varlık kazanmamış olan hükmün esasının denetlenmesinin Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 03/02/2009 tarih ve 2009/4-13-12 sayılı karında açıklandığı üzere CMK'nın 231 ve 271. maddelerindeki düzenlemelere aykırı olacağı, hükmün içeriğindeki hukuka aykırılıkların ancak hükmün varlık kazanması halinde olağan ve olağanüstü yasa yolları ile denetime konu olabilecektir. Bu itibarla; açıklanması geri bırakılan mahkumiyet hükmünün, hükmün açıklanması, düşme kararı verilmesi veya yeni bir mahkumiyet
hükmünün tesisinden sonra ancak temyiz ya da koşulları varsa kanun yararına bozma incelemesine konu olabilmesi, bu aşamadan sonra ancak hükmün içeriğindeki hukuka aykırılıkların denetlenebilecek olması karşısında.... Ceza Mahkemesinin 16.09.2009 tarih ve 2009/109 esas 2009/225 sayılı kararında hukuka aykırılık bulunmadığından, Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca düzenlenen ihbarname içeriği yerinde görülmediğinden, kanun yararına bozma isteminin CMK'nın 309.maddesi gereğince REDDİNE, 26.01.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy