MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
SUÇ : Kamu malına zarar verme, kasten yaralama, tehdit
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Suça sürüklenen çocuk ... müdafiinin temyiz talebinin incelenmesinde;
Suça sürüklenen çocuk müdafiinin yüzüne karşı tefhim olunan 03/11/2010 tarihli mahkumiyet hükmüne yönelik, yasal süresi geçtikten sonra yaptığı, 27/12/2010 havale tarihli dilekçesi ile vaki temyiz talebinin, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Suça sürüklenen çocuklar ..., ..., ... ve ... müdafiileri ile katılan Veysel Yıldırım vekilinin temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Tehdit, bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin, onun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir.
Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi, verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Somut olayda; Bergama M tipi Çocuk Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda aynı koğuşta kalmakta olan katılanlar ile suça sürüklenen çocuklar arasında gruplaşma nedeniyle tartışma çıktığı, sözlü münakaşa sırasında suça sürüklenen çocuk ...'in, elindeki kalemi katılan...'a göstererek "sana sokarım" diyerek katılanı tehdit ettiği, katılanların alt kata inmeleri üzerine, ellerinde sopalar ve jiletler bulunan suça sürüklenen çocukların da arkalarından gittikleri, burada suça sürüklenen çocuklar ... ve ...'in, katılan ...'a sopa ve yumrukla vurmak suretiyle basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladıkları, suça sürüklenen çocuklar ..., ... ve ...'ın ise, diğer katılan ...'a yumruk, tekme ve sopalarla vurarak basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladıkları, bu sırada katılan ...'ın kendisini korumak için ceza infaz kurumuna ait masa ve sandalyeleri siper etmesi üzerine, suça sürüklenen çocukların masa ve sandalyelere vurarak kırılmalarına neden oldukları, yine ceza infaz kurumuna ait olan florasan ve armatüre de, suça sürüklenen çocuklar tarafından vurularak zarar verildiği anlaşılmakla; eylemlerin tehdit, kasten yaralama ve kamu malına zarar verme suçlarını oluşturduğuna yönelik kabul ve uygulamada bir isabetsizlik görülmemiş; tehdit ve kamu malına zarar verme suçlarından tayin olunan hapis cezalarının adli para cezasına çevrilmesi sırasında, uygulama maddesi olarak 5237 sayılı TCK'nın 50/1-a. maddesinin gösterilmemesi mahallinde giderilebilir eksiklik olarak değerlendirilmiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; katılan vekilinin ve suça sürüklenen çocuklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 11/02/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy