MAHKEMESİ : Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi, tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi hâlinde, nitelikli hali oluşmaktadır.
Sanığın ...İl Emniyet Müdürlüğü Ruhsat İşlemleri Şubesi'nde görevli olduğu, katılan, şikayetçi ve mağdurlardan kendi görevi olmamasına rağmen "silah ruhsat harcını Maliye'ye yatıracağım" diyerek aldığı fakat bu paraları Maliye'ye yatırmadığının anlaşıldığı olayda, sanığın mahkumiyetine yönelik kabulde aşağıda belirtilen hususlar dışında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanığın eyleminin TCK'nın 155/1. maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gözetilmeden suçun hukuki vasfında hataya düşülerek TCK'nın 155/2. maddesinde düzenlenen hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçundan hüküm kurulmak suretiyle fazla ceza tayini,
2- Sanığın her bir mağdura karşı ayrı ayrı cezalandırılması yerine uygulama koşulları bulunmayan TCK'nın 43/1 maddesine göre zincirleme şekilde tek suçtan cezaya hükmolunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMK'nın 326/son maddesi gereğince sanığın ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 12/10/2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
Karşı oy:
... İl Emniyet Müdürlüğü Ruhsat İşlemleri Şubesinde görevli polis memuru olan sanığın, silah ruhsatı almak için başvuruda bulunan katılanlardan ruhsat harcını tahsil edip maliye veznesine yatırmayarak uhdesinde tuttuğu iddiasıyla TCK'nın 155/2 maddesi gereğince hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan kamu davası açılmış ve atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmiştir.
Sanık ile katılanlar arasında TCK 155/2 anlamında bir hizmet ilişkisi yoktur. Sanığın maliye hazinesi adına para tahsil yetkisi de bulunmamaktadır. Katılanlar paranın maliye veznesine yatırılacağı inancıyla devlet memuru sıfatına inanarak sanığa para vermişlerdir.
Katılanların memur sıfatını taşımayan 3. şahıslara silah ruhsat harcına ilişkin parayı vermeleri ve 3. şahıslar parayı maliye veznesine yatırmayıp uhdesinde tutması halinde eylemin TCK 155/1.maddesinde belirtildiği şekilde basit güveni kötüye kullanma suçunu oluşturabilirdi.
Ancak somut olayda, parayı tahsil eden sanık devlet memurudur. Bu sıfatıyla tahsil ettiği parayı maliye veznesine yatırmayarak görevini kötüye kullanmıştır.
Bu nedenle, eylemin basit güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz. Sübut bulan eylemin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kanaatindeyiz.
Full & Egal Universal Law Academy