MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık ... hakkında suç uydurma suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın temyiz isteminin incelenmesinde;
Hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre hükmün 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 5219 sayılı Kanun'un 3-B maddesi ile değişik 1412 sayılı CMUK’nın 305/1.maddesi gereğince hüküm tarihine göre, temyizi mümkün olmadığından sanığın bu suçtan kurulan hükme yönelik temyiz isteğinin 5320 sayılı Kanun'un 8/1 maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanıkların temyiz isteminin incelenmesinde;
07-08.09.2009 olan suç tarihinin gerekçeli karar başlığına 07-14.09.2009 olarak yanlış yazılması mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak kabul edilmiş, imzasız olan nüfus kayıtlarının Uyap çıktısı olup sanıkların kimlik bilgileri ile uyumlu olduğunun anlaşılması karşısında bu hususlardan bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır.
Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanıklardan ...'in, bir iş ilişkisi sebebi ile katılandan alacaklı olduğu, parasını istediğinde, katılanın bu alacağa karşılık ileri tarihli bir çeki olduğunu ve kırdırıp verebileceğini söylediği, sanık ...'in bu durumu diğer sanık ...'e anlattığı ve katılanı kandırıp çeki kırdırmak bahanesi ile elinden alma konusunda anlaştıkları, sonrasında sanık ...'in katılanı arayarak ...isimli arkadaşının çeki kırabileceğini söyleyip, buluşmayı teklif ettiği, olay günü eski garaj civarında katılan ile buluştukları, sanık ...'in katılana diğer sanık ...'i arkadaşı... olarak tanıştırdığı, sanık ...'in çeki kırdırmak için katılandan aldığı ve olay yerinden ayrıldığı, ayrılmadan önce katılana telefonla çağrı yaptığında ... Çarşısı 404 numaralı yere gelmesini söylediği ve oradan uzaklaştığı, bir müddet sonra katılana telefonla çağrı yaptığı ve diğer sanık ...'e de "Kaçın" diye mesaj gönderdiği, katılanın söz konusu adrese gittiğinde kimseyi bulamadığı, sanıkların çek ile birlikte ortadan kayboldukları, bu şekilde gerçekleşen eylemlerinin dolandırıcılık suçunu oluşturduğunun iddia edildiği olayda;
a-Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
b-Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak;
Hapis cezasının alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının belirlenmesi sırasında, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeye dayanarak tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından, adli para cezasına ilişkin sırasıyla "120 gün”, “100 gün”, “2.000 TL" adli para cezası terimlerinin tamamen çıkarılarak yerine, sırasıyla "5 gün", “4 gün”, “80 TL" adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 02.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy