MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : TCK’nın 155/1, 58 ve 53. maddeleri uyarınca mahkumiyet
Güveni kötüye kullanma suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın, ....Sanayi sitesinde oto aksesuarı üzerine işyeri bulunan katılanın yanına giderek kendisini ... olarak tanıtıp, karayollarında harita mühendisi olarak çalıştığını söyledikten sonra güvenini kazanabilmek amacıyla öncesinde karayolları levhaları için fosforlu işaretleri hazırlamasını belirterek 500,00 TL’lik sipariş verdiği, ayrıca aynı dönem içerisinde şikayetçinin güvenini kazanarak 500,00 TL parayı da borç adı altında aldığı, 21.01.2011 tarihinde de tekrar şikayetçinin dükkanına giderek aracının arızalı olduğunu, ...'da bir işinin olduğunu söyleyip, şikayetçiden... plakalı aracı emaneten aldığı, aynı gün cep telefonundan şikayetçiyi arayarak cenazesinin olduğunu söyleyip aracın birkaç gün daha kendisinde kalmasını sağladıktan sonra ... isimli bir kişiye harici olarak 4.300,00 TL’ye satıp aracı teslim ettiğinin anlaşıldığı olayda; sanığın başından itibaren kimliği ve çalıştığı yer konusunda şikayetçiyi yanıltarak güvenini kazanması şeklindeki eyleminin TCK’nın 157. maddesinde yer alan dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek aynı kanunun 155/1. maddesinde yer alan güveni kötüye kullanma suçundan hüküm kurulması,
Kabule göre de;
1)Güveni kötüye kullanma suçunun düzenlendiği TCK’nın 155/1. maddesinde hapis cezası yanında adli para cezasına da hükmedilmesi gerektiğinin belirtilmiş olmasına rağmen, ayrıca adli para cezasına hükmolunmaması,
2)Sanığın geçmiş hükümlülüklerinden en ağırının tekerrüre esas alınması gerektiğinin gözetilmemesi,
3-5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin (1), (2) ve (4) numaralı fıkralarıyla ilgili olarak Anayasa Mahkemesi'nin verdiği 08.10.2015 tarihli ve 2014/140-2015/85 sayılı kısmi iptal kararının, 24.11.2015 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiğinden bu yönde değerlendirme yapılmaması,
Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesine istinaden halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, aynı kanunun 326/son maddesi gereğince sonuç ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış haklarının gözetilmesine, 14.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy